YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6899
KARAR NO : 2009/10431
KARAR TARİHİ : 06.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.06.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tescil, olmadığı takdirde bedel ve müdahalenin men’i istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 04.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.10.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra glenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu 527 ada 81 parsel sayılı taşınmazın içersinde kaldığı yerin onaylı imar planında sağlık tesisleri olarak ayrıldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Mahkemece doğru olarak saptandığı üzere bunlar arasında çekişmeli yerin imar palanında kamu hizmetine ayrılmamış yerlerde kalması da bulunmaktadır.
Eldeki davada her ne kadar, Sarıyer Belediye Başkanlığı 21.01.2008 tarihli yanıtında dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında “Sağlık Tesisleri Alanı” lejantında kaldığını belirtmiş ise de davacı imar planının iptali için dava açtıklarını ileri sürmüştür. İmar planının iptali için 9.10.2007 tarihli dilekçede açıldığı bildirilen idare mahkemesindeki dava sonucunun mevcut davayı etkiyeceği kuşkusuzdur. O halde mahkemece, davacıdan gerekli açıklama alınarak imar planının iptali için dava açılıp açılmadığını saptamak suretiyle dava açıldığı ise sonucu beklenilmek gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddedilmesi doğru değildir. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 625 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 6.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.