Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/7706 E. 2009/8345 K. 02.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7706
KARAR NO : 2009/8345
KARAR TARİHİ : 02.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.12.2007 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; 530 parsel ile ilgili davanın yeninleninceye kadar işlemden kaldırılmasına, 397 parsel ile ilgili davanın kabulüne dair verilen 19.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 01.09.2003 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi nedeniyle 397 ve 530 sayılı parsellerdeki davalıya muris Nesmiye Köymen’den intikal edecek payın tescili istemine ilişkindir.
Davalı, sözleşmenin icra takibine konu bir borca karşılık olarak düzenlendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli 530 sayılı parselle ilgili davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına, 397 sayılı parsele ilişkin davanın ise kabulü ile bu parseldeki davalının 5/96 payının iptali ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle davalının senede karşı olan savunmasını HUMK.nun 290.maddesi uyarınca aynı güçte delille kanıtlayamamasına ve temyiz edenin sıfatına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Bilindiği gibi, HUMK.nun 409. maddesi davayı başvuruya bırakma halini, 185. maddesi ise davayı takipten sarfınazar etmeyi, diğer bir anlatımla davanın geri alınmasını düzenlemektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununda bir usuli kurumun birden fazla düzenlenmiş olabileceği düşünülemez. Bu nedenle de her iki kuruma da bağlanan usuli sonuçlar farklıdır. Davanın başvuruya bırakılması halinde “dosyanın işlemden kaldırılmasına” yasal süre içerisinde yenilenmediği takdirde de “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilirken davanın geri alınmasında (… terk edilmesinde) “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurmak gerekir. Davanın başvuruya bırakılması halinde karşı taraf isterse davayı takip edebilir, ancak davanın geri alınabilmesi için karşı tarafın oluru gerekir. Burada davacının ileride davasını yeniden açma hakkını saklı tuttuğu davanın geri alınması HUMK.nun 91. maddesinde düzenlenen ve davalının onayına bağlı olmayan ve kesin hüküm sonuçları doğuran davadan feragat kurumundan da farklılık arzetmektedir.
Davanın geri alınması kurumuna ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı yargılamanın 19.03.2009 tarihli oturumunda 530 sayılı parselle ilgili davasını … terk etmiş, ancak davalı buna karşı koymuştur. Burada mahkemece öncelikle yapılan açıklamalar çerçevesinde HUMK.nun 185/1. maddesindeki prosedürün uygulanması ve sonucuna göre “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurularak davalı vekili yararına vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderlerinin paylaştırılması gerekirken, HUMK.nun 409. maddesi gereğince dava başvuruya bırakılmışçasına 530 sayılı parsele ilişkin davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2).bentte yazılı nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 02.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.