Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/8602 E. 2009/9768 K. 17.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8602
KARAR NO : 2009/9768
KARAR TARİHİ : 17.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.03.2008 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 7402 ada 4 parsel sayılı taşınmazı paydaşlığın giderilmesi davası sonucu yapılan ihale ile satın aldığını, satıştan önce taşınmazda paydaş …. hissesinde davalı … yararına intifa hakkı tesis edildiğini, taşınmazın mevcut hali ile intifadan elde edilebilecek bir yararın bulunmadığını, aksine intifa hakkının taşınmaza yüklediği külfetin fazla olduğunu ileri sürerek bedeli karşılığı bu hakkın terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 794 ve devamı maddelerinde düzenlenen intifa hakkı, başkasına ait bir eşya, hak veya malvarlığı üzerinde belli bir kişiye tam yararlanma hakkı tanıyan bir irtifak türüdür. .
Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise; hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir. (TMK.m.795) Bunlardan ayrı olarak intifa hakkının aslen kazanma olarak tanımlanan, kanuni intifa hakkı, zamanaşımıyla iktisap ve hükmen tesisi de mümkündür.
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. (TMK.m.796)
Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceği kararlaştırılabilir. Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Her ne kadar intifa hakkının sona ermesi sebeplerini sayan Türk Medeni Kanununun 796. vd. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanununun 785. maddesinin kıyasen uygulanması gerekir. Doktrindeki hakim görüş de bu doğrultudadır. (Bkz.Prof.Dr.Şeref Ertaş. Eşya Hukuku Ankara 2004.shf.463).
Hemen belirtmek gerekirki, kanununi intifa hakkının kazanılması için, tapuya kayıt gerekmediği gibi, hak sahibinin ölümü ile sona ermesi halinde terkine de ihtiyaç yoktur. Kuşkusuz, kanuni intifa hakkı sahibinin rızası ile bu haktan vazgeçmesi de mümkündür. Bu durumda tapuda kayıtlı hakkın terkinini isteyebilir. Yukarıda da değinildiği gibi kanununi intifa hakkı bir sözleşmeye dayanmadığı için, yarar dengesinin bozulduğu iddiasıyla hükmen terkini istenemiyeceği gibi, taşınmaz malikinin Türk Medeni Kanununun 785.maddesine dayanarak terkin isteme olanağı da yoktur.
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirmesi gerekmektedir.
Dava konusu taşınmaz 1360 m2 miktarında arsa niteliği ile tapuda kayıtlı olup davalının 109/2720 pay üzerinde intifa hakkı vardır. Davacı bu taşınmazı paydaşlığın giderilmesi davası sonucu ihale satışından almıştır. Satış memurluğunun ihale sırasında hazırladığı satış belgelerinden davalının taşınmaz üzerinde kanuni intifa hakkının bulunduğu ve taşınmazın bu hakla yükümlü olarak satıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi kanuni intifa hakkı, aslen iktisap edilen intifa haklarından olup, sona ermesi de hak sahibinin ölümü ya da bu haktan vazgeçmesine bağlıdır. İntifa hakkının taşınmaza sağladığı yararı oranla daha ağır bir külfet yüklediği gerekçesiyle kanuni intifa hakkının terkini olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden bedeli karşılığı intifa hakkının terkinine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; dava dilekçesinde dava değeri 8000.00 TL. olarak gösterilmiş, mahkemece 1417.00 TL. için davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması ayrıca doğru görülmemiştIr.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.