YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9598
KARAR NO : 2009/10425
KARAR TARİHİ : 06.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.2004 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 245 ada 11, 243 ada 2 ve 242 ada 7 parsel sayılı taşınmazları için davalılara ait 267 ada 13, 7 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden mecra irtifakı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 14.04.2005 tarihinde verilen karar dairemizce; “… sulama gereksiniminin, davalının savunması ve arazi yapısı ile diğer sulama olanakları da gözetilerek başka yolla ve daha uygun şekilde sağlama imkanının bulunup bulunmadığının yeterince incelenmemesi, davacının istemi dışındaki tüm seçeneklerin uzman bilirkişilerin katılımı ile yapılacak keşif ve raporlar ile saptanarak en uygun yerin araştırılmaması, hükümde, HUMK.nun 388. maddesine aykırı olarak hangi parsel lehine hangi parsellerden kaç metrekare miktarında mecra hakkı tesis edildiğinin açıkça belirtilmemiş olması, hüküm altına alının mecranın bazı parsellerde kullanım bütünlüğünü engelleyebilecek nitelikte taşınmazı ikiye bölmesi, Karayolları kamulaştırma sahası içerisinden mecra hakkı tesisinde bir sakınca ve engel bulunup bulunmadığının bilirkişi rapor ve krokisi de gönderilmek suretiyle ilgili müdürlükten sorulmaması, depo ettirilen bedelden hangi parsel için ne kadar ödeme yapılacağının hükümde belirtilmemesi de doğru görülmemiştir” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar
verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada da sulama gereksiniminin, davalının savunması ve arazi yapısı ile diğer sulama olanakları da gözetilerek başka yolla ve daha uygun şekilde sağlama imkanının bulunup bulunmadığı yeterince incelenmemiş, davacının istemi dışındaki tüm seçenekler yeterince araştırılmamıştır.
Hükümde, HUMK.nun 388. maddesine aykırı olarak hangi parsel lehine hangi parsellerden kaç metrekare miktarında mecra hakkı tesis edildiği de açıkça belirtilmemiş, bu haliyle hükmün infazında tereddüt yaratılmıştır.
Hüküm altına alınan mecra irtifakı ile bazı parsellerde kullanım bütünlüğü bozulacak şekilde taşınmaz ikiye bölünmüş, Karayolları kamulaştırma sahası içerisinden mecra hakkı tesisinde bir sakınca ve engel bulunup bulunmadığı yeterince araştırılmamış, Karayollarına ait taşınmaz üzerinden mecra irtifakı kurulmuş olmasına rağmen … yararına irtifak bedeline hükmedilmemiştir.
Eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.