YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10290
KARAR NO : 2010/13173
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.12.2008 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.11.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. ile karşı taraftan davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 02.08.1996 tarihinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince bakım alacaklısına ait iken ölümü ile davalıya intikal eden 1148 ada 3 parselde bulunan binadaki 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlere isabet eden (1/2) hissesinin adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti yada kat irtifakı tesis edilmediği gibi kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile taşınmazın (1/2) payının davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 511. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan kanunun 512. ve Türk Medeni Kanununun 545. maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı kararı)
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu yada onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davanın dayanağı olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi, 02.08.1996 tarihinde noterde düzenlenmiş olup geçerlidir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı adına kayıtlı 1448 ada 3 numaralı parselde bulunan binadaki 2.kat 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümleri bakım borçlusuna vermeyi taahhüt etmiştir.
Dava konusu taşınmaz bahçeli kargir ev niteliği ile bakım alacaklısının oğlu davalı … adına intikalen 20.01.2009 tarihinde tescil edilmiş olup kat irtifakı yada kat mülkiyeti bulunmadığı gibi dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre binanın onaylı inşaat ruhsatı ve projesinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında aynı sözleşmeye dayalı olarak açılan ve Üsküdar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda mahkemece, taşınmazdaki 2.kat 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin tesciline karar vermiş olup, temyiz edilmeksizin 13.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir.
Tüm bu kanıtlar doğrultusunda; davacının tescil isteğinin dayanağı olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Ancak sözleşmenin konusu 1448 ada 3 parselde bulunan binadaki 2.kat 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlere özgülenmiş olup arsa payı belirtilmemiştir. Dava konusu taşınmazdaki bina yasal düzenlemelere uygun olarak yapılmadığı bir başka anlatımla kaçak yapı niteliğinde bulunduğundan arsa payı belirleme olanağı da yoktur. Belirtilen nedenle sözleşmenin ifa olanağı yoktur. Davacı bu sözleşmeye dayanarak varsa bakım bedelinin ödenmesi isteğinde bulunabilir. Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin gerek kesinleşen yargı kararına, gerekse tarafların sözleşmedeki iradelerine aykırı olarak pay tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 30.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.