Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11193 E. 2010/12671 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11193
KARAR NO : 2010/12671
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.05.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda ipotek kayıtlarının kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Akbank T.A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 10 sayılı parseldeki davalı banka yararına tesis edilen mevcut ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı banka, ipotek fonksiyonunun sürdüğünü, borçlu borcunu ödemediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı banka temyiz etmiştir.
İpotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmazın maliki ile alacaklı arasında bir anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmazın maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 14.10.2005 ve 09.11.2006 tarihli resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 888.maddesi uyarınca ipotekli taşınmazın devri aksi kararlaştırılmış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Kısaca, taşınmazı sonradan devralan davacı da borçtan sorumludur. Her iki ipotek de azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. HGK’nun 24.05.1989 tarihli ve 1989/11-294 E. – 1989/378 K. sayılı kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde ipotek, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın teminat altına almaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra “ bu meblağa ilaveten ve ayrıca” denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Yapılsa da bu kayıtlar geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur.
Bütün bu açıklamalara göre mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bankanın defter ve kayıtları üzerinden konusunda uzman kişilere inceleme yaptırılmalı, davacının sorumlu olduğu borç miktarı bu ilkelere göre saptanmalı, bulunacak miktar davacı tarafından depo edilirse ipoteğin terkinine aksi halde davanın reddine karar verilmelidir. Değinilen yönler gözardı edilerek ve HUMK’nun 290.maddesi hükmü de bir yana bırakılarak senede bağlı olan iddiaya karşı tanık dinlemek suretiyle davanın kabulü doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.