Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11406 E. 2010/12742 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11406
KARAR NO : 2010/12742
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve birleşen davacı vekili tarafından 09.11.2006 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 16.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan Erkan ve Efkan, davayı kabul etmiştir.
Diğer davalı …, birleştirilen davasında sözleşmenin şarta bağlı olarak yapıldığını, şartın yakın zamanda yerine gelme olasılığı bulunmadığını, bu haliyle sözleşmeye tahammül etmenin de mümkün olmadığını, 30.05.2000 tarihli sözleşmenin feshini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava kabul edilmiş, birleştirilen dava reddedilmiştir.
Hükmü, birleştirilen davanın davacısı … mirasçısı … temyiz etmiştir.
Davada dayanılan ve biçimine uygun düzenlenen 30.05.2000 tarihli sözleşmede satışı vaat olunan taşınmazın ferağının parselasyon işleminden sonra bir ay içerisinde verileceği kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanununun 149.maddesi hükmüne göre, bu tür şarta bağlı bir aktin yapılması mümkündür. Fakat, aktin ifası şartın tahakkuku anından itibaren istenebilir. Mahkemece, sözleşmede kararlaştırılan parselasyon işleminden ne anlaşılması gerektiği hususunda taraflar isticvap edilmemiştir.
Yapılması gereken iş, sözleşmede kararlaştırılan şartın ne olduğunu araştırmak, Borçlar Kanununun 154.maddesi uyarınca şartın tahakkukuna iki taraftan birinin kötüniyetle engel olup olmadığı hususu üzerinde durmak, böyle bir sonuca ulaşılırsa o şartın tahakkuk etmiş sayıldığını kabul etmek ve şimdiki gibi davaları sonuçlandırmak, aksi takdirde toplanacak delillerin sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.