Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11661 E. 2010/11361 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11661
KARAR NO : 2010/11361
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi üzerine Dairemizin 04.10.2007 tarihli 2007/ 10155-11631 sayılı kararı ile hükmün eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, yapılan yargılama sonucunda davanın 3402 sayılı Yasanın 12.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Hüküm tarihinden sonra 14.3.2009 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2.maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasına “Bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesi eklenmiştir. Aynı yasanın 3. maddesi ile de 3402 sayılı Kadastro Yasasına geçici 10.madde eklenerek bu madde hükmü ile az yukarıya metni alınan 12/3 maddesinin son cümlesi hükmünün yürürlük tarihi olan 14.3.2009 tarihinden önce açılan ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür.
Getirilen yasal değişiklik, yargı yoluna başvurmada hak düşürücü sürenin yeniden düzenlenmesine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında göz önünde tutulması gereken zorunlu hükümlerden olmakla eldeki davada da uygulanabilir. Ancak, mahkemece, dava konusu taşınmaza ait tutanağın 09.08.1994 tarihinde kesinleştiği, davanın 14.03.2005 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de dava konusu taşınmazlar aleyhine Kadastro Mahkemesinin 1994/500 E. 1995/90 K. Sayılı dosyasında dava açılmış olup hüküm 20.09.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Her ne kadar tutanakta kesinleşme tarihi 09.08.1994 olarak yazılmış ise de askı ilan süresi içerisinde Kadastro mahkemesinde açılan dava nedeniyle tutanağın kesinleşme tarihi verilen kararın kesinleştiği 20.09.2009 tarihi olup bu tarih tutanağa itirazı olmayan üçüncü kişiler yönünden de bağlayıcıdır.
Belirtilen nedenle eldeki dava yasal süre içerisinde açılmış olup, bozma kararımızda belirtilen eksiklikler yönünden yapılacak inceleme sonucu oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.