Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11674 E. 2010/12966 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11674
KARAR NO : 2010/12966
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.01.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi ve davalı … Belediye vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, kendilerine ait yaylanın kadastro çalışmaları sırasında 278 ada 1 sayılı parsel adı altında … yaylası olarak sınırlandırılarak özel siciline yazıldığını, adı geçen yaylanın … Köyleri yaylası olduğuna dair mahkeme kararı, ferman, ilmühaber ile tahsis kararı bulunduğunu ileri sürerek, 278 ada 1 sayılı parselin … Yaylası olarak yapılan sınırlandırılmasının iptali ile yeni parsel numarası verilerek … Yaylası olarak sınırlandırılmasını istemişlerdir.
Davalı Hazine duruşmada davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davalı Hazine vekili ile davalı … Belediye vekili temyiz etmiştir.
4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanımlamaya göre yaylak; çiftçilerin hayvanları ile beraber yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Yaylakların, kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye bırakılabilir.
31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında,
Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti Trabzon, Tonya, Kalınçam Köyü çalışma alanı içinde 5.895.156,49 metrekare ölçülerek yayla olarak sınırlandırılmıştır. Taşınmazın 18.09.2007 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağının edinme sütununda “…köylüler arasında … ve … ve … Yaylaları olarak bilindiği ve Kalınçam Köylüleri ile bitişikte bulunan ve … ilçesine bağlı köylüleri ve … ilçesine bağlı köylüler tarafından yayla olarak tasarruf edildiği ve taşınmaz üzerinde…..yayla vasfı ile orta malı olarak tespiti yapıldı” belirtilmektedir. Dava konusu taşınmazın sınırları içerisinde kadastro tutanağında da belirtildiği gibi birden fazla yayla evi bulunmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli fen bilirkişi raporu eki krokide, (A) ile işaretli 738.239,73metrekare kısmın … Yaylası; (B) ile işaretli 5.141.471,64metrekare bölümün … Yaylası olduğu saptanmıştır. Ancak bu saptama yapılırken davacıların sunduğu mahkeme kararı, ferman ve ilmühaber ve tahsis kararı keşif sırasında zemine uygulanmamıştır. Bu nedenle, mahkemece, yapılacak keşifte … Yaylası olarak sınırlandırılmasına karar verilen kesimde bulunan yayla evlerinin hangi köylere ait olduğu belirlenmeli, davacıların sunduğu ferman, ilmühaber, tahsis ve mahkeme kararı mahalli bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanarak davacıların kadim yaylaları belirlenmelidir.
Yukarıdaki açıklanan saptamalar bir yana bırakılarak eksik araştırma ve inceleme ile istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ile davalı … Belediye vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.