YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11721
KARAR NO : 2010/12675
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 11.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 6 sayılı parselde murisin tapuda “… oğlu …” olarak yazılı bulunan soyadının terkin edilerek malik hanesinin “… oğlu …” olarak düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davalı idare vekili, bu taşınmaz ile ilgili davacılar tarafından önceden dava açıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların aynı nedene dayanarak asliye hukuk mahkemesinde açtığı 2003/32 esas, 2006/296 karar sayılı davanın davacı vekiline verilen kesin sürede keşif masrafının yatırılmaması nedeniyle reddedildiğini, bu hükmün kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapuda isim düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Kesin hüküm teşkil ettiği belirtilen Urla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/32 esas ve 2006/296 karar sayılı dosya incelendiğinde, yapılması gereken keşif ücretinin davacı vekili tarafından keşif masrafının kesin süre içerisinde yatırılmadığı ve keşfe gidilemediği nedeni ile dava ispatlanamadığından reddedilmiştir. Bilindiği üzere Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmü çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet vermemek için tarafları mevzuu ve sebebi aynı olan, devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan tüm yasal yollardan geçmek suretiyle (şekli anlamda kesinlik) kesinleşen önceki hükmün korunmasıdır. Eldeki olayda, önceki karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık esastan çözülmemiş, usuli bir işlemin yerine getirilmemesi nedeniyle reddedilmiştir. Ortada davanın esasına ilişkin çözümlenmesi gereken bir iddia vardır. Bu durumda 2003/32 esas, 2006/296 karar sayılı ilam davada kesin hüküm teşkil etmez. Bu nedenle taraf delilleri toplanarak gerekli inceleme ve araştırma ile bir sonuca ulaşmak gerekirken yazılı şekilde tesis edilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.