YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12213
KARAR NO : 2010/13010
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 05.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 122 sayılı parsel 155 m2 ahşap ev cinsli taşınmazda tapuda “… oğlu …” yazılı murisinin soyadının nüfus kaydına uygun olarak “… oğlu …” şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, nüfus kayıtlarından tapu malikinin davacının dedesi olduğunu çıkartmak mümkün olmadığı gibi tapu malikinin nüfus kaydında dört eşinin isimleri arasında davacının babasının anne adının geçmediği, öncelikle mülkiyet davası açmak gerektiği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … ile vekalet ücreti verilmesi gerektiği nedeniyle davalı idare vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince tapuda isim tashihine ilişkindir.
Dosyadaki nüfus kayıtlarına göre davacının murisi … oğlu … 01.07.1866 doğumlu olup 03.01.1958 tarihinde vefat etmiştir. Diğer … oğlu … 01.07.1884 doğumlu olup 28.09.1911 tarihinde vefat etmiştir. 122 sayılı parsel revizyon tapu kaydına göre 01.07.1988 tarihinde tahminen 40 sene evvel öldüğü belirtilerek … oğlu … adına tescil edilmiştir. 122 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydında iktisap hanesinde taşımaz malikleri ” … oğlu … zevcesi …’nin ve 8 sehmi … oğlu … ‘un tasarruflarında iken bunlardan … ve …nin katiyen beyi ve temliklerinden … oğlu … adına kayıtlı olup sınırında 79 sayılı parseli … oğlu hanesi ile mahdut” şeklinde gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece, revizyon tapu kayıtlarında belirtilen kişilerin nüfus kayıtları da getirtilerek ve yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde keşfen inceleme ve araştırma yapılarak davacının murisi ile ismi düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığı kesin bir şekilde saptandıktan sonra neticesine göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; HUMK’nun 417/1 maddesi gereğince davalı idare kendini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı idare lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.