Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/127 E. 2010/1097 K. 08.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/127
KARAR NO : 2010/1097
KARAR TARİHİ : 08.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.10.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa muhdesat şerhinin tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 119 ada 9 parsel sayılı taşınmazı üzerine yaptığı binanın, Davalıya ait 119 ada 10 parsel sayılı taşınmaza 68 m² taşkın olduğunu, taşkınlığın taşınmazın kendisine ait olduğunu zannettiğinden kaynaklandığını, binanın değerinin taşınmazın zemin değerinden daha yüksek olduğunu ve iyiniyetli olduğunu belirterek Türk Medeni Kanununun 725. maddesi hükmü gereğince taşkın kısmın uygun bir bedel karşılığında davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, tescil mümkün olmadığı takdirde evin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece şerhin yazılmasına ilişkin istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye ve paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise, bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebinin belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesinin yasal dayanağı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesiyle Türk Medeni Kanununun ilgili maddeleri ve ayrıca özel bazı yasalar ile tapu sicil tüzüğüdür. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33. maddesi hükmünce bu kanunun 14, 15,17, 18, 20 ve 21. maddelerinin kadastro çalışma alanı dışında bulunan yerlerdeki taşımaz mallar hakkındaki davalarda da, uygulanacağı kabul edilmiş, diğer bir anlatımla, Kadastro Kanununun 19. maddesi genel hükümler arasında sayılmamıştır. Dolayısıyla Kadastro Kanununun uygulanmasını gerektirmeyen bir alanda yasanın 19. maddesine dayanılarak muhdesat belirlenmesi yapılamaz. Böyle olunca, muhtesatın beyanlar hanesine yazılması talebinin reddi yerine somut olaya ve yasaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle Genel Mahkemede hüküm altına alınması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.