YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13111
KARAR NO : 2011/1715
KARAR TARİHİ : 15.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.04.2008 ve 18.12.2007 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki, 28.08.2008 gününde verilen dilekçe ile ipotek bedelinin uyarlanması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, ipotek bedelinin uyarlanması isteminin reddine, 2007/1337 E sayılı dosyanın ölü kişiler aleyhine açılması nedeniyle reddine dair verilen 16.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı-davacı … vd. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.02.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-davacılar … vd. vekili Av…. ile karşı taraftan davacı-davalılar … vd. vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleşen dava, ipotek şerhinin terkini istemlerine ilişkindir.
Birleşen davada, ipotek alacaklıları 04.05.1966 tarihli ipotek akit tablosunda güvence altına alınan ipotek miktarının güncelleştirilmesini ve ipotek borçlarından tahsiline karar verilmesini istenmiştir.
Mahkemece, ipotek bedeli ödenmiş olduğundan ipoteğin terkinine, ölü kişiler aleyhine açıldığı anlaşılan davanın reddine, birleşen ipotek bedelinin güncelleştirilmesi ve tahsili talebine ilişkin davanın da reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar ve birleşen davanın davacıları …le ….temyiz etmiştir.1-04.05.1978 tarihli ve 4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere ölü kişinin taraf ehliyeti yoktur. Aleyhine dava açılamayacağı gibi, mirasçıları da davaya dahil edilemez ve dava ıslah edilemez. Bu gibi durumlarda mirasçılar aleyhine yeni bir dava açılması gerekir. Mahkemece, bu saptamalar gözetilerek ölü kişiler aleyhine açılan davanın reddedilmiş olması ve vekalet yoluyla temsil söz konusu olmadığından avukatlık ücreti takdir edilmemesi açıklanan nedenlerle doğrudur.
Diğer taraftan, alacağı (taşınmaz rehni) ipotekle teminat altına alınan taraf ipotek borçluları aleyhine bu yola mahsus takip yoluyla ipoteğin paraya çevrilmesini ve alacağının tahsilini icra dairesinden isteyebilir. Dolayısıyla, ayrıca bir alacak davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığından, ipotek bedelinin güncelleştirilmesi ve tahsili istemiyle açılan davanın reddedilmiş olması da sonuç olarak doğrudur.
Bütün bu hususları amaçlayan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. Ancak;
2-Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin 04.05.1966 tarihinde yapılan satış işleminden kalan alacağın teminatı olmak üzere 6.000 TL için tesis edildiği görülmektedir. Açıklanan bu niteliğe göre ipotek, teminat ipoteğidir. Bu tür bir ipotek, akit tablosunda yazılan anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında yapılmışsa, takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi halinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın yöntemince yazılı delille kanıtlanması zorunludur. İpotek borçlusu olan davacı ve davalılar, alacaklıya banka üzerinden bazı ödemeler yaptığını ileri sürmüşse de, ipotek alacaklıları bu ödemeleri kabul etmemiş, ödemelerin yapıldığı bildirilen banka da kayıtların asıllarına ulaşılamadığını mahkemeye belirtmiştir. Fotokopi makbuzlar ipotek alacaklıları tarafından reddedildiğinden, ödeme iddiası kanıtlanmış kabul edilemez.
Bütün bu açıklamaların sonucu doğrultusunda mahkemece yapılması gereken iş; ipotek, teminat ipoteğine ilişkin bulunduğundan, taraflardan alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıp yapmadığını sorup saptamak, icra takibi varsa bu dosyayı getirtmek, resmi akit tablosundaki sözleşme hükümlerini gözetmek suretiyle alacaklının anapara dışında isteyebileceği gecikme faizi ile icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek görülürse bilirkişiye hesaplatmak, bunların toplamını alacaklıya ödenmek üzere davacıya depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek olmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hüküm açıklanan bütün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davalı ve davacılar tarafından yatırıldığı anlaşılan keşif gideri toplamı 811,74 TL’nin hasım tarafından yatırılmış gibi davacı ve davalılara ödenmesine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davalı ve davacılar yararına BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacı ve davalılardan alınarak davalı ve davacılar H.Sevin Atatür ve M.Kutsay Atatür’e verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 15.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.