Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/13582 E. 2011/865 K. 28.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13582
KARAR NO : 2011/865
KARAR TARİHİ : 28.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.05.2007 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen davada ise davacı vekili tarafından davalı aleyhine 30.05.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, inşaata izin ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava, 01.03.2995 ve 30.06.2005 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı birleşen davasında ise 10.03.2005 tarihli inşaat sözleşmesiyle davalıların 10 sayılı parsel üzerine nitelikleri sözleşmede kararlaştırılan villa inşaatı yapım işini yüklendiğini, kendilerine 82.000 Euro ödendiğini, ancak işi kararlaştırılan sürede bitirmediklerini, inşaatın nama ifaya izin suretiyle kendisi tarafından tamamlanmasına, tamamlama bedeli olan 68.271,04 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, satış vaadi sözleşmelerinin doğru olduğunu, işi belli bir fiziki seviyeye getirdiklerini, ancak davacının sürekli olarak tadilat talebinde bulunduğunu, inşaatta sözleşme dışı iş yaptıklarını, yapılan ödemelerin de 82.000 Euro değil, 80.000 Euro olduğunu, birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dava kabul edilmiş, birleştirilen davada ise inşaatın eksik kalan kısmının davacı tarafından yapılmasına izin verilmesine, kalan işler bedeli 17.367,70 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
2010/13582 – 2011/865
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında imza1anan 10.03.2005 tarihli inşaat sözleşmesinde işin bedeli 103.000 Euro olarak kararlaştırılmıştır. Bu bedel, götürü bedeldir. İnşaatın teknik özellikleri de sözleşmenin diğer hükümlerinde gösterilmiştir. Diğer yandan davacı, davalıya 82.000 Euro ödendiğini ileri sürmüşse de, davalılar yapılan ödemeler tutarının 80.000 Euro olduğunu kabul etmiş “…’in isteği üzerine Berk Ertaş’a” yapıldığı iddia edilen ödemeyi kendilerine yapılmadığı için kabul etmemiştir. Mahkemece, bu husus üzerinde durulmamış, Berk Ertaş’a ne sebeple davalılar namına ödeme yaptığı sorularak izah ettirilmemiştir. Öncelikle taraflar arasındaki ödeme tutarında çıkan bu uyuşmazlık ödemeleri ispat yükünün iş sahibi davacıda olduğu gözetilerek giderilmelidir.
Yukarıda belirtildiği üzere, sözleşmedeki bedel götürüdür. Bir tanımlama yapmak gerekirse götürü ücret, önceden ve kesin olarak tayin edilmiş ücret türüdür. Borçlar Kanununun 365.maddesi gereğince de ücretin götürü olarak kararlaştırıldığı işlerde yüklenici, yapılacak şeyi kararlaştırılan fiyata yapmaya zorunludur. Götürü ücretle yapımı kararlaştırılan işlerde, yüklenicinin alacağı, kararlaştırılan götürü ücretin eserin getirildiği fiziki seviyeye oranlanması suretiyle bulunur. Fakat, ücret götürü kararlaştırılmış olmakla birlikte eser sözleşmesinde yer almayan bazı ilaveler meydana getirilmişse, yüklenici bu ilave işlerin bedelini Borçlar Kanununun 410. vd. maddeleri uyarınca işin yapıldığı yerin mahalli rayiçlerine göre iş sahibinden vekaletsiz iş görme hükümlerine göre talep edebilir.
Diğer taraftan davacı, giderleri davalı borçlulara ait olmak üzere eserin kendisi tarafından tamamlanmasına izin verilmesini de istemiştir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 97.maddesi 1.fıkrası hükmü uyarınca, bir şeyin yapılması ile ilgili borç borçlu tarafından yerine getirilmemişse, alacaklı -masrafı borçluya ait olmak üzere- borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesini talep edebilir. Bunun için de, sözleşmenin yürürlükte olması (feshedilmemesi), iş sahibinin kusursuz olması ve yüklenicinin temerrüdü gerekir. Alacaklının (iş sahibinin), ifayı sağlamak amacıyla –avans niteliğinde- isteyeceği masraf ise onun ifaya taalluk eden menfaatine karşılıktır. Fakat bunun için, alacaklının üzerine düşen bütün edimleri yerine getirmiş olması gerekir. Somut olayda olduğu gibi kararlaştırılan eser bedelinden, yükleniciye ödenmesi gerektiği halde ödenmemiş olan bir kısım varsa bu bölüm ücret de borçlu (yüklenici) alacakları arasına ilave edilmelidir.
2010/13582 – 2011/865
Gerek götürü ücrete, gerekse Borçlar Kanununun 97.maddesinde düzenlenen nama ifaya izine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra eldeki davaya gelince;
Eserin getirildiği fiziki seviye bilirkişiler tarafından %90 olarak saptandığına ve götürü ücret 103.000 Euro olarak kararlaştırıldığına göre yüklenicinin (davalıların), davacıya (eser sahibine) yaptıkları iş tutarı (hakedişi) 103.000 x 90 / 100 = 92.700 Euro’dur. Bilirkişilerin davacı alacağını hesaplarken çıkış noktası bu olmalı, 92.700 Euro dava tarihindeki kura göre Türk Lirasına çevrilmeli, yüklenicinin Türk Lirası karşılığı alacağı bulunmalıdır. Ayrıca davacı iş sahibi nama ifaya izin talebinde bulunduğundan, bu miktara yapılan ödemeler kesinleştirildikten sonra kararlaştırılan götürü ücretten davacının iş bedeli olarak ödemesi gereken fakat ödenmeyen tutar da ilave edilmelidir. Ayrıca bilirkişilerce saptanan 10.000 TL’den ibaret sözleşme dışı işler bedeli ilave edilmelidir. Böylelikle yüklenicinin tüm alacakları bulunduktan sonra, yine bilirkişiler tarafından yapılan işlerde nefaset kesintisini gerektiren kusurlar saptandığından, yüklenicinin alacağından öncelikle bu kesintiler toplamı düşülmeli, bundan sonrada sözleşme uyarınca yapılması gerektiği halde davalılar tarafından yapılmayan (eksik bırakılan) işlerin neler olduğu tek tek belirlenmeli, bunların dava tarihindeki mahalli rayiç tutarları hesaplanmalı, bulunacak bu tutar da yüklenicinin alacağından düşülmeli, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi bu şekilde açıklığa kavuşturulmalı, gerekirse birlikte ifa kuralları doğrultusunda taraflara hak ve borçlar yüklenmelidir.
Mahkemece, bütün bu yönler bir yana bırakılarak, ücretin götürü olmasına rağmen bunun yukarıda belirtilen kuralın dışında bayındırlık birim fiyatlarıyla, diğer alacak kalemlerinin de mahalli rayiçlere göre bulunması gerekirken keza bayındırlık birim fiyatlarına göre bulan bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.