Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/13629 E. 2011/1401 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13629
KARAR NO : 2011/1401
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.02.2007 gününde verilen dilekçe ile alacak ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 42054 ada 1 parsel üzerinde bulunan ekmek fabrikası işletmesinin önce dava dışı Baget Başkent Gıda Ekmek Dağıtım A.Ş.’ye kiralandığını, kiracının devir talebi üzerine aynı işletmenin 01.09.2002 tarihli sözleşme ile davalıya kiralandığını, sözleşmenin 6-A/b maddesine göre davalının işletmede bazı iyileştirmeler yapma taahhüdünde bulunduğunu ancak yerine getirmediğini, sözleşme hükmü uyarınca bu kalemden 168.200 TL alacakları bulunduğunu, 7 aylık kira alacağı 49.000 TL ile 13.000 TL cezai şart alacağı toplamı 230.200 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin 07.04.2005 tarihinde feshedilerek kendilerinin ibra edildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Eldeki davanın çözümü için, öncelikle “ibra” kavramı ile neyin ifade edilmek istendiği ve ardından 07.04.2005 tarihli “Düzenleme Şeklinde Devir Teslim ve Fesih Tutanağı” nın hukuki sonuçları üzerinde durulması gerekir.
Türk Borçlar Kanununda ibra ile ilgili bir düzenleme getirilmemiştir. Ne var ki, doktrinde ve uygulamada ibra, bir borcun tam ya da kısmen ifa edilmeden sona ermesini sağlayan borcun sukutu nedeni olarak kabul edilmektedir. Kuşkusuz ibra sözleşmesi varlığı tartışmasız olan bir borcu sona erdirebilir. Bu bakımdan şüpheli ve tartışmalı olan borçlar ibra sözleşmesinin kapsamına girmez. Bundan dolayı da geçerli bir ibra sözleşmesinden bahsedebilmek için sözleşme belli bir miktarı içermeli ve ibra o miktar borç için yapılmış olmalıdır. Aksi takdirde ibra sözleşmesi hüküm ve sonuç medyana getirmez.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Noterde düzenleme şeklinde tanzim edildiği anlaşılan 07.04.2005 tarihli sözleşme “Düzenleme Şeklinde Devir, Teslim ve Fesih Tutanağı” başlığını taşımaktadır. Bu sözleşmenin son bölümünde tarafların 07.04.2005 tarihinde sözleşmeyi karşılıklı olarak feshettikleri, işletmenin anahtarının davacıya teslim edilerek teslim hususunda davalının ibra edildiği yazılıdır. Görülüyor ki, sözleşmedeki ibra kavramı, ekmek fabrikasının teslim alındığına dairdir. Burada hangi borç kalemleri için davalının ibra edildiği yazılmadığı gibi sözleşmeye belirli bir miktar da yazılmamıştır. Esasen dava konusu alacak kalemleri de varlığı şüpheli ve tartışmalı alacak kalemleri arasındadır. Dolayısıyla eldeki davada istek kalemleri bakımından hukuken geçerli ibranın bulunduğu düşünülemez.
Mahkemece yapılması gereken iş, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında araştırma ve inceleme yapılarak bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak orta yerden sonuç meydana getiren bir ibra sözleşmesi varmış gibi davanın reddi doğru değildir.
Karar açıklanan bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 08.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.