YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13934
KARAR NO : 2011/549
KARAR TARİHİ : 24.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah.Sıf.)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.03.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekilitarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tarihsiz ortaklığa kabul sözleşmesi nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademedeki istek yapılan ödemelerin istirdadı istemlerine ilişkindir.
Davalı, davacının faturalı ödemelerine karşı bir diyeceği olmadığını, bedelinin ödenmesi koşuluyla oturmakta olduğu yerin onun adına tesciline karar verilmesine karşı koymadığını bildirmiştir.
Mahkemece, harici satışa değer tanınamayacağından tapu iptali tescil istemi reddedilmiş, ikinci kademedeki tazminat istemiyle ilgili olarak talep olmadığı halde dava konusu bağımsız bölümde davacının yaptığı faydalı masraflar tutarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre, davalının aynı zamanda arsa sahibi sıfatıyla maliki olduğu … ada … sayılı parsel üzerine inşaat yaptığı, yapmakta olduğu inşaata yapı ortaklığı modeliyle üçüncü kişileri dahil ettiği, bu şekilde sağladığı finansla inşaatı yürüttüğü, yapmakta olduğu binanın bir adet bağımsız bölümünü ortaklığa kabul sözleşmesi suretiyle davacıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı, hem arsa sahibi hem de yüklenici sıfatını taşımaktadır. Türk Medeni Kanununun 706. Borçlar Kanununun 213., 2644 sayılı Tapu Kanununun 26.maddeleri hükümleri gereğince tapuda kayıtlı bir taşınmaz satışının hüküm ve sonuç meydana getirmesi için sözleşmenin resmi biçim
2010/13934-2011/549
koşuluna uyularak yapılması zorunlu ise de 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının sonuç bölümünde vurgulandığı üzere tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla birlikte Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen, satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması halinde olayın özelliğine göre hakimin Türk Medeni Kanununun 2.maddesini gözeterek tescil davasını kabul edebileceği ilkesi benimsenmiştir. Kaldı ki davalı, aynı zamanda yüklenici de olduğundan, Borçlar Kanununun 162. ve 163.maddeleri gereğince yazılı yapılmak koşuluyla davacıya temlik işleminde de bulunabilir. Yapılan bu saptamalara göre, davacının tescil isteği ile açtığı eldeki davanın değerlendirilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, yerinde keşif yapılarak ve taşınmaza ait tasdikli projelerden yararlanılarak taşınmazda kat ittifakı kurulacakmış gibi her bir bağımsız bölüme dağıtılacak arsa paylarını inşaatçı ve mimar bilirkişilere hesaplatmak, bu hesaplama sonucu dava konusu taşınmaza isabet edecek arsa payını bulmak, bu arada taraflardan sözleşme uyarınca alacak ve borçlarına ilişkin delillerini isteyip toplamak, davacıdan ödemelerini sormak, davacının ödemesi gereken bir kısım borç olduğu tespit edilirse bunu davalıya ödenmek üzere depo ettirmek, bunlardan sonra hesaplanacak arsa payını davalının arsa payından düşerek davacı adına tescil etmek olmalıdır.
Açıklanan hususlar bir yana bırakılarak, davacının tescil talebinin reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 24.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.