YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14281
KARAR NO : 2011/2496
KARAR TARİHİ : 01.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.12.2005 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı kurulması karşı davacılar tarafından verilen 03.12.2005 tarihli dilekçe ile de mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ecrimisil ve eski hale getirme bedelinin tahsili istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; dava ve karşı davanın (kısmen) kabulüne dair verilen 29.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ve karşı davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.03.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar/k.davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davalılar/k.davacılar vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mecra hakkı kurulması karşı dava ise elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve eski hale getirme istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen karar davalılar-karşı davacıların temyizi üzerine Dairemizin 19.06.2007 tarihli kararı ile hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, karşı davada ise ecrimisil ve eski hale getirme bedelinin tahsiline karar verilmiştir.
Taraf vekilleri hükmü temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HUMK’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK’nun 389. maddesinde de tekrarlanmış; HUMK’nun 381. maddesinde ise “Kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Somut olayda; karşı dava elatmanın önlenmesi isteğini de içerdiği halde bu konuda hüküm kurulmamış olması, içeriği yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırı olup kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 825.00’er TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak karşılıklı olarak verilmesine 01.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.