YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14432
KARAR NO : 2011/5634
KARAR TARİHİ : 26.04.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.09.2001 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 01.03.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 01.04.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi kapsamında kalan kiralananın teslim edilmediğini, sözleşmenin ademi ifası sebebiyle gelir kaybı zararına uğradıklarını, fazla haklar saklı kalmak kaydıyla 400.000 USD Dolarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 01.04.2001 tarihli sözleşmenin sehven imzalandığını, aslında sözleşme konusu alanın üçüncü bir kişiye kiralandığını, kaldı ki davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 35.829,33 USD Dolarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü taraflara temyiz etmiş, karar Dairemizin 05.12.2006 tarihli ilamı ile diğer yönler incelenmeksizin ve ilamda yazılı nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporlarında bulunan miktar davacının şimdilik talep ettiği miktarın üstünde olduğundan taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında 01.04.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin içeriğinde bir uyuşmazlık yoktur. Bu sözleşme ile davacıya….olarak bilinen işletmelerin kiralandığı görülmektedir. Yine taraflar arasında kiralananın davacıya kiracıya teslim edilmediği çekişmesizdir. Kira, hasılat kirasına ilişkindir.
Hasılat kirasında kiralayanın önde gelen borcu, Borçlar Kanununun 272. maddesine göre kiralananla birlikte kiralanmış menkul şeyler varsa bunlar dahi olduğu halde kiralananı akitte güdülen amaca uygun kullanmaya ve işletmeye elverişli bir halde kiracıya teslim borcudur. Teslim kavramı kiralananın ve bunların içinde menkul şeyler varsa bunların da sözleşmedeki amaca uygun bir şekilde kullanmak ve işletmek üzere kiracıya terk edilmesini ifade eder. Somut uyuşmazlıkta, kiralanan alan kira sözleşmesinin yapıldığı sırada üçüncü bir kişinin kirasında olduğundan ve davacı kiracı kiralanana fer’i zilyet bulunmadığından üçüncü kişi aleyhine men-i müdahale davası açarak kiralananı dava ile teslim alamaz. Dolayısıyla sözleşmenin ifa edilmemesi söz konusudur. Davacının ademi ifa nedeniyle bir zarara uğradığı da gerçektir. Borçlar Kanununun 96. maddesindeki “alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur” hükmü uyarınca da uğradığı zararı sözleşmenin diğer tarafı olan davalı gidermekle sorumludur. Borçlar Kanununun 96. maddesindeki tazminatın nedeni borçlunun (kiralayanın) taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü genellikle bir akde dayandığından buna akdi tazminat, borçlunun (kiralayanın) sorumluluğuna da akdi sorumluluk denilir. Davada istenen kar yoksunluğu zararı müspet zarar kapsamındadır. Burada alacaklının (kiracının) mal varlığında borcun yerine getirilmemesi sebebiyle eksilme olmuş, alacaklı bu eksilme miktarı kadar zarara uğramıştır.
Belirtilmesi gereken diğer husus da, taraflar arasındaki 01.04.2001 tarihli sözleşmenin 15. maddesinde “delil anlaşması” bulunduğudur. Anılan hükümle taraflar ihtilaf halinde Tatilya’nın ticari defter ve kayıtları ile belgelerinin delil olacağını kabul ettiklerinden Hukuk Usul Muhakemeleri Kanununun 287. maddesi uyarınca zararın varlığının ve kapsamının Tatilyanın ticari defter ve kayıtları ve dayanağı belgelerle kanıtlanması (belirlenmesi) zorunludur.
Mahkemece tazminatın kapsamını tayin için bilirkişilerden değişik tarihlerde raporlar alınmışsa da alınan tüm raporlarda bilirkişiler Tatilyanın 01.04.2001 – 31.03.2002 tarihleri arasındaki defter ve kayıtlarını incelemiştir. Bilirkişi raporlarında 01.04.2001 – 31.12.2001 tarihleri arasında zarar saptanmış, bu tarihten 31.03.2002 tarihine kadar da karın varlığı tespit edilmiş, tüm hesaplama kar edilen bu dönem gözetilerek yapılmıştır. Bu şekildeki bir hesaplamayla gerçeğe en yakın kar miktarını bulmaya olanak yoktur.
Bütün bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve fakat taraflar arasında delil sözleşmesi bulunduğu da dikkate alınarak Tatilyanın ticari defter ve kayıtları ile dayanılan belgelere göre kira dönemi olan 01.04.2001 – 31.03.2002 tarihlerinden bir yıl önceki ve bir yıl sonraki işletmenin durumunu da tespit ederek bu dönemlerden kıyasen yararlanılmak suretiyle kira dönemindeki davacının olası kar kaybı zararını hesaplatmak, bulunacak bu kar kaybı zararından davacının ticaret kanununa tabi bir şirket olduğu da dikkate alınarak aynı dönemde yaptığı işler nedeniyle elde ettiği kar tutarını onun ticari defter ve kayıtları üzerinde bulmak, bu miktarı veya davacının kasten elde etmediği bir kar kaybı varsa bunu davacının 01.04.2001 – 31.03.2002 tarihleri arasında elde edeceği kardan düşmek, bütün bunların sonucuna göre istemi karara bağlamak olmalıdır.
Değinilen yönler gözardı edilerek istemin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA , 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 26.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.