Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/14523 E. 2011/3130 K. 11.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14523
KARAR NO : 2011/3130
KARAR TARİHİ : 11.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.02.1984 gününde verilen dilekçe ile yaylaya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; bir kısım davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bir kısım davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacılar … ve … ile… yönünden davanın kabulüne dair verilen 21.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili ile bir kısım davalılar tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.03.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. ile karşı taraftan davacılar … ve … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar; Kayabaşı yaylasındaki yararlanma haklarına davalıların elatmasının önlenmesini istemişlerdir.
Mahkemece, bir kısım davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bir kısım davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına ve davacılar …, … ve… yönünden davanın kabulü ile Musakırık köyü, Kayabaşı Yaylasında davacı ve davalılar arasında nizalı olan bilirkişi rapor ve krokisinde kırmızı renkli kısım içinde gösterilen takal taşı, atdüşen taşı, kurt kayası ve dikme kaya ile çevrili olan alana tüm davalılarca yapılan elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili ile bir kısım davalılar temyiz etmiştir.
Davacılar 29.02.1984 tarihli dava dilekçeleri ile davalılar aleyhine açmış oldukları davada vergi kaydı ibraz ederek zilyet bulundukları taşınmaza davalıların hayvan otlatmak suretiyle müdahalede bulunduklarını belirterek yaylalarına elatmanın önlenmesini istemişler, davalılar ise çekişmeli yaylanın kendilerine ait olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece 05.11.1998 tarihinde “…bir kısım davacılar davayı takip etmediklerinden bunların açtığı davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacıların davalarının kabulü ile çekişmeli yaylada takal taşı, atdüşen taşı, kurt kayası ve dikme kaya hudutları ile çevrili olan alana davalıların müdahalelerinin men’ine…” dair verilen karar, Dairemizin 15.05.2000 tarihli bozma ilamı ile özetle “…yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar nizalı yerin herkesin müştereken kullandığı yayla olduğunu, şahsi otlak olmadığını, taraflarında birlikte kullandıklarını beyan etmişlerdir. Ancak, mahkemece beyanlarda bahsedilen herkesin müştereken yararlandığı şeklinde ifadelerden ne kastedildiği mahalli bilirkişi ve tanıklara sorularak açıklığa kavuşturulmamıştır. Yayla tahsisleri kişilere, ailelere, mezralara ve bazen köyün mahallelerine yapılabilir. Bir köyün içinden bazı ailelere başka köyler halkından ailelerle birlikte diğer köyün içindeki bir yayladan yararlanma hali nizama bağlanabilir. Nizalı yerin yukarıda bahsedildiği şekilde tahsis edilen bir yayla mı, yoksa tüm köylünün birlikte yararlandığı otlak mı olduğu öncelikle tespit edilmelidir. Bu belirlendikten sonra eğer nizalı yer yukarıda belirtildiği şekilde tahsis edilmiş bir yayla ise, belgeye dayanan gerçek kişilerin açmış oldukları davanın dinlenme olanağının olduğunu dikkate alınarak bunların belgelerde belirtilen ve yayladan müşterek yararlanma hakkı bulunan kişilerle irtibatlarını kanıtlamaları için kendilerine olanak tanınmalı, bu husus ispat edilirse müşterek yararlanma haklarına engel olunup olunmadığı araştırılmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma sonrası, dava konusu … Yaylasının tüm köylünün birlikte yararlandığı yerlerden olmayıp özel otlakiye durumunda olduğu, dava konusu yerin müştereken kullanıldığı ve sonraki tarihlerde sınırlarının belirlendiği, davalıların davacılara ait taşınmaza hayvan otlatmak sureti ile müdahalede bulundukları gerekçesi ile 16.10.2004 tarihli keşif sonucu alınan 22.10.2004 tarihli bilirkişi krokisinde kırmızı renkle gösterilen 190 dönümlük alana davalıların müdahalesinin men’ine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre yukarıda sınırları yazılı nizalı taşınmazda, tarafların
müşterek yaralanma hakkı saptanmış olup, davalıların da bu müşterek yararlanma hakkına karşı çıktığı sabittir. Bu durumda taraflar arasında çekişmeli olan ve 22.10.2004 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde belirlenen 190 dönümlük taşınmazda davacıların müşterek yararlanma hakkına davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı … vekili ile davalılar …,…, …, … ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 825.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı …’a verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 11.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.