YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14671
KARAR NO : 2011/736
KARAR TARİHİ : 25.01.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.07.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, su yoluna vaki müdahalenin önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, … sayılı parselin paylı maliki olduğunu, davacı ile kullanma taksimi yaptıklarını, davacının su yolunu toprağın üstünden geçirmek istediğini, taşkınlık sebebiyle taşınmazın kendisine bırakılan bölümünün zarara uğrayacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan tapu kayıt örneğinden; … sayılı parselde tarafların paylı malik oldukları anlaşılmaktadır. Diğer yandan, taraflar arasında tapulu taşınmazın haricen kullanma taksimine tabi tutulduğu, bu taksimde çekişme konusu su yolunun davalıya bırakılan taşınmaz kapsamında kaldığı tartışmasızdır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenm iş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu
2010/14671 – 2011/736
durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. Bu anlatımların doğan sonucu olarak taraflar komşu taşınmaz malikleridir.
Bir taşınmaz maliki, mülkiyet hakkından doğan yetkileri ve özellikle işletme faaliyetlerini komşularına olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıklardan kaçınmak zorundadır. Komşularına zarar verebilecek her türlü taşkın kullanmadan kaçınmalıdır. Bu kural, Türk Medeni Kanununun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer almıştır. Yasanın 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” şeklindedir. Böylelikle malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yüklenerek, yasal kısıtlamalardan birisi düzenlenmiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince;
Davalı, su yolunun kullanma taksiminde taşınmazın kendisine bırakılan bölümünde kaldığını, su yolunun açıktan kullanılması halinde taşkınlıklar sebebiyle taşınmazına zarar verileceğini savunduğundan, delil tespitindeki bilirkişi raporuyla yetinilmemeli, yerinde yeniden keşif yapılarak uzman olan kişilere su yolunun açıktan kullanılması halinde davalı taşınmazına zarar verilip verilmeyeceği ayrıntılı ve gerekçeli şekilde incelettirilerek doyurucu rapor alınmalı, zarar unsurunun gerçekleştiği saptanırsa bu durum aşırı kullanma
2010/14671 – 2011/736
kabul edilerek, taşkınlığın nasıl giderilebileceği saptanmalı, ancak bunlar yerine getirildikten sonra dava şimdiki gibi kabul edilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hükmün bütün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.