YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14920
KARAR NO : 2011/1115
KARAR TARİHİ : 03.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 07.09.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, paydaşı olduğu 2 parsel sayılı taşınmaza ulaşımı sağlayan yola davalıların sera yaparak ve ağaç dikerek elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ile kal’ini istemiştir.
Davalılardan Hörü ve Bekir, davanın reddini; davalı … de, dere yatağı olan dava konusu yerin bir bölümüne sera yaptığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, köy yoluna elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/B ve Türk Medeni Kanununun 715.maddeleri hükmünce yollar paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı taşınmaz bölümüdür. Tescile tabi olmayan bu gibi yerler haritasında gösterilmekle yetinilir. Kamu malı özelliğinden dolayı bir yetkili kuruluşun izni gerekmeksizin yoldan, o yöre halkından olan herkes yararlanabilir. Dolayısıyla, yolla ilgili davayı bulunduğu köy ya da belediye tüzel kişiliği açabileceği gibi o köy ve belediye halkından olan kişilerde açabilir.
Somut olayda; hükme esas alınan 14.07.2010 tarihli fen bilirkişileri raporunda, 12.07.1988 tarihli haritanın yapımında altlık olarak kullanılan kadastro ölçü krokisinde dere olarak gösterilen dava konusu taşınmazın 11,63metrekaresi sera olmak üzere toplam 122,88metrekare alanının işgal edildiği belirtilerek, raporun eki krokide de aynı yer yol ve dere olarak işaretlenmiştir. 16.06.2010 tarihli keşif sırasında davalı … vekili, evveliyatı dere yatağı olan taşınmazın öteden beri köylü tarafından yol olarak kullanıldığını beyan etmiştir. Görülüyor ki, dava konusu taşınmaz fiilen yol olarak kullanılmaktadır. Kamu malı özelliğinden dolayı bir yetkili kuruluşun izni gerekmeksizin yoldan, o yöre halkından olan herkes yararlanabilir. Dolayısıyla, yolla ilgili davayı bulunduğu köy ya da belediye tüzel kişiliği açabileceği gibi o köy ve belediye halkından olan kişilerde açabilir. Bu nedenle, davacının “köy yolu” iddiasıyla dava açmakta hukuki yararı ve aktif davacı sıfatı bulunmaktadır.
Mahkemece, yapılan bu saptamalar doğrultusunda çekişmenin esasının incelenerek bir hüküm kurulması gerekirken, istemin yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.