Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/14994 E. 2011/1707 K. 14.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14994
KARAR NO : 2011/1707
KARAR TARİHİ : 14.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.09.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, 29.08.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise satış vaadine konu bağımsız bölümün bedelinin tahsili taleplerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, satış vaadine konu bağımsız bölüme isabet eden 20/153 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Karar, Dairemizin 24.11.2009 tarihli ilamıyla davada mülkiyet aktarımı isteminin dinlenme olanağı bulunmadığı, davacının ikinci kademedeki istemi olan bedele yönelik davasının olumlu ya da olumsuz bir karara bağlanması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, davacının mülkiyet aktarımı istemi reddedilmiş, ikinci kademedeki isteği olan tazminat talebi kabul edilerek 30.000,00 TL’nin dava tarihinden geçerli faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 29.08.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesinin tarafları vaat alacaklısı olan davalı … ile dava dışı Hüseyin Horoz’dur. Başka bir ifadeyle, 29.08.2002 günlü sözleşmenin vaat borçlusu olan Hüseyin Horoz, bu davanın tarafı değildir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin herhangi bir nedenle aynen ifa edilmemesi sonucu, sözleşmenin vaat alacaklısının alacağını kısmen veya tamamen elde edememesi sebebiyle bir zarara uğrayacağı açıktır. BK’nun 96.maddesinin “alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde, borçlu kendisine bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe, bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur” hükmü uyarınca, vaat alacaklısının zararını tazmin etmesi gerekir. Kısaca söylemek gerekirse borçlu, borcunu kısmen veya tamamen ifa etmeyişi sebebiyle alacaklının uğradığı zararları tazmine sorumludur. Vaat borçlusunun ödemesi gereken tazminatın nedeni, borçlunun sözleşmeyle yükümlendiği taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akde dayanır. Onun için de buna “akdi tazminat”, borçlunun sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denir. Son olarak belirtmek gerekir ki, satış vaadi sözleşmelerinde borçlunun edimini yerine getirmemesinden ötürü vaat alacaklısının ödemesi gereken zarar daima müspet zarardır. Çünkü, borç yerine getirilmiş olsaydı alacaklının mal varlığına hem borcun konusunu teşkil eden şey (satış vaadine konu teşkil eden eşyanın mülkiyeti) fiilen girmiş, hem de satış vaadi alacaklısı bundan başka kazançlar elde etmiş olacaktır.
Sözleşmenin ademi ifası sebebiyle, borçlunun BK’nun 96.maddesi uyarınca ödemesi gereken tazminata ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince;
Belirtildiği üzere, 29.08.2002 tarihli sözleşmenin tarafları davacı ile dava dışı Hüseyin Horoz’dur. Davacının ikinci kademedeki istemi, sözleşmeden kaynaklandığına göre sözleşmenin ademi ifası sebebiyle alacaklının zararını ödemesi gereken taraf, sözleşmenin diğer tarafı (borçlusu) olan taraf yani dava dışı Hüseyin Horoz’dur. Davacının, davalı ile bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacıya bir tazminat ödemesi de gerekmez.
Mahkemece, yapılan bu saptamalar gözetilmek suretiyle dayanılan sözleşmenin tarafı olmayan ve davacıya karşı tazminat borcundan sorumlu tutulamayacak davalı hakkındaki ikinci kademedeki isteğin reddi gerekirken davalının tazminat borcundan sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.