YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15088
KARAR NO : 2011/2883
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.06.2009 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 19.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.11.2010 günü için duruşma yapıldıktan sonra görülen eksiklik nedeniyle dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesinden sonra dosya yeniden Dairemize gönderilmiş olmakla süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı …’e 2003 yılında verdiği vekalet yetkisinin kötüye kullanılmak suretiyle diğer davalı … lehine 2009 yılında tesis edilen intifa hakkının iptali isteğinde bulunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazı davacı henüz 10 yaşında iken 1992 yılında satın alarak davacı adına tescil ettirdiğini, bağışlamadan rücu sebebiyle açtığı tescil davasının derdest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, intifa hakkını usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiğini, davacının davasının reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK’nun 45/3. maddesi; “…davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.” şeklinde oup, aralarında bağlantı bulunması halinde davalar yargılamanın her aşamasında istek üzerine veya mahkemece kendiliğinden birleştirilebilir.
Somut olayda; iptali istenen intifa hakkına konu 3290 numaralı parsel halen davacı adına kayıtlı ise de davalılardan … aynı taşınmaz ile ilgili olarak mülkiyetin iadesi isteği ile dava açmış olup, dava 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/326 Esas sayılı dosyasında devam ettiği sabittir.
Anılan davada tapu kaydının iptali ile davalı … adına tesciline karar verilmesi eldeki davada davacının aktif dava ehliyetini etkileyeceğinden her iki davanın birleştirilmesi HUMK’nun 45. maddesi gereği olup bu hususun gözetilmemiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 825.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 08.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.