Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/15156 E. 2011/3810 K. 25.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15156
KARAR NO : 2011/3810
KARAR TARİHİ : 25.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.06.2006 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; birleşen davada ise davacı … tarafından davalılar aleyhine 05.01.2007 günlü dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davada tapu iptali tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 29.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi birleşen dava davacısı … vekili ile davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.03.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden birleşen dava davacısı vekili Av…. ile karşı taraftan asıl dava davacısı … ile davalı … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma kararından sonra, eldeki dava ile birleştirilen davada ise davacı … 18.02.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil, ikinci kademede ise tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece asıl dava kabul edilmiş, 280 ada 3 sayılı parsel (A) Bloktaki 2.kat 3 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline, birleşen davadaki tapu iptali ve tescil isteminin reddine, uyarlama sonucu bulunan 11.340,33 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, birleşen davanın davacısı … ile asıl ve birleşen davanın davalılarından … temyiz etmiştir.
1-Yapılan uygulama sonucu dava konusu bağımsız bölümün, asıl davada dayanılan 06.06.1994 günlü sözleşme kapsamında kaldığı belirlenerek asıl dava kabul edildiğinden, birleşen davanın davacısı … ile her iki davanın davalısı …’ın davacı adına tescil kararına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
2-Birleşen davanın davacısı …’in tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalıların mirasbırakanı … ile birleşen davanın davacısı … arasında düzenlenen 18.02.1998 tarihli sözleşme, geçerli bir sözleşmedir. Ne var ki, tescili dava konusu yapılan 280 ada 3 sayılı parsel (A) Bloktaki 2.kat 3 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölümün, muris tarafından önceki tarihli sözleşmeyle davacı …’a satışı vaat edildiğinden ve kadim tarihli sözleşmeye değer tanınması gerektiğinden, sözleşmenin aynen ifası mümkün olmamıştır.
Kuşkusuz, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin herhangi bir nedenle ifa edilmemesi sonucu vaat alacaklısı olan taraf alacağını kısmen veya tamamen elde edemez. Dolayısıyla, ademi ifa sebebiyle bir zarara uğrar. Borçlar Kanununun 96.maddesi gereğince “alacaklı, hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur.” Görülüyor ki, birleşen davada davacı …’in ikinci kademedeki tazminat isteminin nedeni sözleşmenin diğer tarafının (borçlunun) taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü ihlali bir akte dayanmaktadır. Onun için de buna (akdi tazminat), borçlunun sorumluluğuna da (akdi sorumluluk) denilir. Satış vaadi sözleşmelerinde, vaat borçlusunun kusuru nedeniyle edimini yerine getirememesinden ötürü vaat alacaklısına ödenmesi gereken zarar daima müspet zarardır. Çünkü, borç yerine getirilmiş olsaydı alacaklının malvarlığına hem borcun konusunu teşkil eden şey (satış vaadine konu teşkil eden eşyanın mülkiyeti) fiilen girmiş, hem de satış vaadi alacaklısı bundan başka kazançlar elde etmiş olacaktı. Bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere davacı, davalıların akdi sorumlulukları sebebiyle onlardan müspet zararı yani sözleşme konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değerini isteyebilir.
Mahkemece, yerinde yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 10.05.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, çekişme konusu raporun 2007 yılındaki rayiç değeri 69.686,40 TL olarak saptanmış, birleşen davanın davacısı davadaki miktarı ıslah ederek 77.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiştir. Bu duruma göre mahkemece yapılması gereken iş, bağımsız bölümün 2007 yılındaki değeri olan 69.686,40 TL’ye ıslah tarihinden faiz yürütülmek suretiyle hükmetmekten ibarettir.
Değinilen bütün bu yönler gözden kaçırılarak, karşı davadaki ikinci kademe istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın bütün, birleşen davanın davacısı …’in diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak birleşen davanın davacısı …’e verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 25.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.