YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15242
KARAR NO : 2011/1428
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.07.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 25.07.2005 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece sözleşmedeki satış değeri dikkate alınarak sulh hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiş ve sulh hukuk mahkemesine gelen dosya yargılaması yapılarak esastan kabul kararı verilmiştir. Hükmü her iki taraf da temyize getirmiştir.
Davada 02.07.1970 ve 14.09.1971 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satışı vaat edilen dava konusu taşınmazlardaki hisselerin 1500 ve 6000 TL değerinde olduğu yazılıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, dava 25.07.2005 tarihinde açılmış ve mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran sulh mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak, eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri keşfen belirlenip görevli mahkemeyi tayin etmek, şayet asliye hukuk mahkemesi görevli ise dosyayı görevli mahkemeye göndermek gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.03.2006 günlü ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı biçimde satışa konu hissenin dava tarihindeki değeri belirlenmeden ve görev hususu çözümlenmeden sözleşmedeki değer esas alınarak davanın esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 10.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.