YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15249
KARAR NO : 2011/1373
KARAR TARİHİ : 08.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.04.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacılardan Metin 477, diğer davacılar ise 455 numaralı parselin genel yola bağlantısının bulunmadığını belirterek geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardan Fatma, 451 numaralı parselin geçit için en uygun taşınmaz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, 455 ve 477 parseller yararına 480 numaralı parselden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifakhakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Mahkemece aralarında dava arkadaşlığı bulunmayan 477 ve 455 numaralı parseller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmuş ise de, niteliği gereğince taşınmazların leh ve aleyhine kurulan geçit hakkına ilişkin istemin parsel maliklerinin sübjektif arzularına göre değerlendirme yapılarak geçit hakkı tesisi yerinde değildir.
O halde mahkemece davacılar birbirlerine geçit vermeyi kabul ettiklerinden geçit gereksinimi bulunan parseller yönünden ayrı ayrı belirlenecek alternatifler de incelenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, 451 numaralı parsel 480 numaralı parselden daha büyük olduğu halde bu seçeneğin tercih edilmemesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı …’in temyiz itirazlarının yazılı nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 08.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.