Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/1699 E. 2010/2667 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1699
KARAR NO : 2010/2667
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.09.2007 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti ve beyanlar hanesine yazılması istenmesi üzerine bozma ilamına da uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı …’a ait 608 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalının da onayı ile ev yaptığını, ancak kayıt maliki davalının borçlarından dolayı diğer davalı … tarafından icra takibi başlatıldığını ve taşınmazın satış aşamasına geldiğini ileri sürerek taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisine ait olduğunun tespiti ile bu hususun beyanlar sütununda gösterilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce muhdesatın beyanlar sütununda gösterilmesine ilişkin istemin reddi yerinde görülmüş ancak, davacının mülkiyetin aidiyetinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğu belirtilerek karar bozulmuştur.
Bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda mahkemece dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçtiği, bu nedenle de üzerindeki muhdesatın kendisine ait olduğunun tespiti isteğinde bulunmakla hukuki yararı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz davalı … adına kayıtlı iken diğer davalı …’ya olan borcu nedeniyle … tarafından icra takibine başlanmış, davacı da taşınmazın icra takibi sonucu satılması ihtimali nedeniyle taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisine ait olduğunun tespiti isteğinde bulunmuştur. Davacının tespit istemekte hukuki yararı bulunduğu hususu Dairemizin 18.07.2008 tarihli ve 2008/7847 – 9537 sayılı bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
Gerçekten de; dava konusu taşınmaz icra takibi sonucu üzerindeki muhdesatla birlikte…’e satılmış, davacı da taşınmazı temlik almıştır. Şu anda tapu maliki davacıdır. Davacı tarla niteliğindeki taşınmazın mülkiyetini kazandığı anda zemin üzerindeki muhdesata da malik olmuştur(TMK. m.718). Ancak, taşınmazın icra takibi sonucu üzerindeki muhdesatla birlikte satıldığı ve davacının da taşınmazı…’den satın aldığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla, davacı mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü muhdesatın bedelini de ödeyerek taşınmaza malik olmuştur. Bu durumda davacı, muhdesatın kendisine ait olduğunu kanıtlaması durumunda takip borçlusu davalı …’a karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat talep etme hakkına sahip olacaktır. Kısaca söylemek gerekirse davacının tespit istemekte hukuki yararı devam etmektedir. Yargılama aşamasında taşınmazın mülkiyetine sahip olması hukuki yararının varlığı olgusunu ortadan kaldırmamaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri incelenip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.