Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/2065 E. 2010/2665 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2065
KARAR NO : 2010/2665
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki intifa hakkının terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.12.2009 gün ve 2009/11336 – 14114 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, 4476 ada 2 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, 03.07.2006 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açtığını, yargılama sırasında diğer paydaş davalı … ‘ın diğer davalı … lehine intifa hakkı tesis ettirdiğini öğrendiklerini, intifa hakkı tesisinin diğer paydaş ile dava konusu taşınmaz üzerindeki tasarrufların düzenlenmesi için kurdukları şirketin amacına aykırı olduğunu, ayrıca intifa hakkı tesis edilen …’nin taşınmazdaki restoranın kiracısı olan ve icra hukuk mahkemesi kanalı ile tahliyesini sağladıkları … İleri’nin kardeşi olduğunu, paydaş davalının … İleri’ye verdiği vekaletname ile intifa hakkının tesis edildiğini, davalı …’nin intifa hakkı bedelini ödeyecek maddi gücünün de bulunmadığını, işlemin danışıklı olduğunu ileri sürerek tapu kaydındaki intifa hakkının terkinini talep etmiştir.
Davalılar, Türk Medeni Kanununun 700. maddesine göre ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın intifa hakkı bedele dönüştürülerek satışının mümkün olduğunu savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 700. maddesine göre taşınmazın intifa hakkından ari olarak satışının mümkün olduğu ve satışla hakkın bedele dönüşeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce yerel mahkeme kararı onanmış, bu kez davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir malvarlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür.
Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise; hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir. (TMK.m.795)
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer (TMK.m.796). Ayrıca, intifa hakkının danışıklı kurulduğu iddiası veya iradeyi sakatlayan nedenlerin varlığı da ileri sürülerek terkin isteğinde bulunulabilir.
Türk Medeni Kanununda müşterek mülkiyette paydaş olan kişinin intifa hakkının özelliği gereği payı üzerinde intifa hakkı kurabileceği kabul edilmiştir. Ancak paydaşa bu hak verilirken, payı üzerinde intifa hakkı kurmasının diğer paydaşların mülkiyet haklarını kullanmalarına zarar vermeyeceği öngörülmüştür. Diğer taraftan intifa hakkı ile yüklü olarak bir taşınmazın satılmasının o taşınmaz malın değerini düşüreceği de bir gerçektir. Uygulamada bazı paydaşların haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı halde diğer paydaşları zarara uğratmak ve onları külfet altına sokmak için payları üzerinde intifa hakkı tesis ettikleri görülmektedir.
Somut olayda da; dava konusu 4476 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalılardan …’ın paydaş oldukları, 22.03.2006 tarihli, 1780 sayılı işlemle …’ın payı üzerine … yararına 400.000 TL bedelle intifa hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 700. maddesi gereğince intifa hakkı tesisinden sonra diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde paylaşma isteğinde bulunduğu takdirde satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinden devam eder. Mahkeme taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğu ve anılan madde gereği intifa hakkının bedele dönüşeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Gerçekten de, taraflar arasında 03.07.2006
tarihinde açılmış ortaklığın giderilmesi davası vardır. 22.03.2006 tarihinde intifa hakkının tesis edildiğinin ortaklığın giderilmesi davasını açan paydaş davacı …’e tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmadığı gibi ortaklığın giderilmesi davasının da yukarıda açıklanan 700. madde uyarınca açılmadığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada intifa hakkının gerçekte var olmadığı, paydaşı zarara uğratmak, taşınmaz satışını güçleştirmek amacıyla tesis edildiği iddiasına dayanılmaktadır.
Davacı, … adına vekaleten intifa hakkı tesis eden vekil … İleri’nin kardeşi … lehine bu hakkı tesis ettirdiği, …’nin intifa bedelini ödeyecek maddi gücünün olmadığı, … İleri’nin de taşınmazdaki restoranın kiracısı iken kira bedellerini ödemediği için Çeşme İcra Hukuk Mahkemesinin 2006/58 sayılı dava ile tahliye edildiğini, diğer paydaş davalı ile … İleri’nin amaçlarının taşınmazın satışını zorlaştırmak olduğunu, ayrıca 4.186,400 TL değerindeki bir taşınmazda 400.000 TL karşılığı intifa hakkı tesis ettirilmesinin de işlemin danışıklı yapıldığının göstergesi olduğunu ileri sürmektedir.
Terkini istenen intifa hakkına ilişkin resmi senet incelendiğinde dava konusu taşınmazdaki restoranı işleten ve taşınmazdan tahliye edilen … İleri’nin … vekili olarak hareket ettiği ve yararına intifa hakkı tesis edilen …’nin vekil … İleri’nin kardeşi olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında dinlenen tanık … taşınmazdaki sörf okulunu davacı ve …’ın babasının işlettiğini, babanın ölümünden sonra paydaşlar arasında anlaşmazlık çıktığını, davacı taşınmazı satacağını söyleyince de lokanta sahibi …’ın ablasına intifa hakkı tesis edildiğini beyan etmiştir. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen bilirkişiler taşınmazı intifa hakkı ile yükümlü iken m2’sinin 133 liradan, intifa hakkı bulunmadığı takdirde 400 liradan satılabileceğini bildirmişlerdir. Ayrıca, davalı paydaş …’ın … İleri’yi Türkiyedeki işlerini takip etmesi için vekil tayin ettiği de sabittir. Dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalı paydaşın … İleri ile el ve işbirliği içerisinde hareket ederek taşınmazın satışını engellemek ya da düşük değerle satılmasını sağlayarak davacıya zararlandırma kastı taşıdıkları anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun tanıdığı intifa hakkının paydaşlar arasında yine Kanunun 2. maddesine aykırı olarak tesis edilmesinin korunmayacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın kabulü gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan Türk Medeni Kanununun 700. maddesinden söz edilerek davanın reddi doğru olmamış, karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.12.2009 tarih 2009/11336 – 14114 sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harçların istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.