Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/2337 E. 2010/4684 K. 27.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2337
KARAR NO : 2010/4684
KARAR TARİHİ : 27.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.09.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, kademeli alacak ise temliken tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 01.09.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.04.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraf davalılar … vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı 135 parsel sayılı taşınmazın malikinin dava dışı … olduğunu, bu kişinin 135 sayılı parselden 2522 m2 yüzölçümündeki alanın 21.04.1964 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle … ’a satışını vaat ettiğini, … ’ın da 20.10.1970 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle aynı yeri … vd. satış vaadinde bulunduğunu, satış vaadi borçlularının 19.12.1994 tarihli taksim sözleşmesiyle satış vaadine konu yeri …’ya bıraktıklarını, kendisinin 25.02.2003 tarihli adi yazılı sözleşmeyle bu hakkı temlik aldığını, 135 sayılı parseldeki 2522 m2 yerin adına tescilini olmadığı takdirde Türk Medeni Kanununun 724. maddesine göre temliken tescilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davada bidayetteki 21.04.1964 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanılmaktadır. Dosyadaki 135 sayılı parselin tapulama tutanağından ise 05.06.1965 tarihinde kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği görülmektedir.
Dava, 01.09.2005 tarihinde açılmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Burada yasanın belirlediği 10 yıllık süre hak düşürücü süredir. Bu özelliğinden dolayı da mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Kısaca davanın hak düşürücü sürenin varlığı sebebiyle reddi yerine değişik bazı gerekçelerle reddi sonuç bakımından doğrudur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme karar gerekçesinin HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca yukarıda yazılı olduğu şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMESİNE, davacının bütün temyiz itirazlarının REDDİYLE sonuç bakımından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 750. TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar. … ,… ve … ’na verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 27.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.