YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2453
KARAR NO : 2010/3017
KARAR TARİHİ : 22.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.03.2009 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkına müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı kurum vekili, 03.03.2009 tarihli dilekçesi ile; tapuda irtifak hakkı olarak tesis edilen Enerji Nakil Hattına müdahalenin önlenmesi ve binanın nizalı kısmının yıkılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 688 maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için; birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri asında maddi olarak paylaşılmış olunmaması gerekir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden ziyade kişi olmasına rağmen, eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcut bulunur. Yasanın 688. maddesinin öngördüğü kurala göre de, paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan o şeyin tamamına belli paylarda malik olur. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükkmüne göre arazi mülkiyeti kapsamına üzerindeki yapılarda girer.
Somut olaya gelince; 880 parsel sayılı 3255 m2 bağ cinsli taşınmazda davalı dışında başkaca kişiler de paylı maliktir. Yukarıdaki anlatımlardan anlaşılacağı üzere mahkemenin yıkımına karar verdiği yapı paylı mülkiyet rejimine tabi olarak davalı ve davada taraf olmayan kişilerin mülkiyetindedir. Eğer paylı mülkiyete tabi bir eşya maddi olarak bölünmemiş paydaşların her birinin kullanımlarına taksim gibi bir nedene dayanarak bırakılmamışsa yıkımı hüküm altına alınan yapıda dava dışı kişilerin de payları ve mülkiyet hakkı vardır. Yıkım dava dışı paydaşların hakkını etkileyeceğinden dava dışı paydaşlar davaya katılmadan aleyhine sonuç doğuracak şekilde yıkım kararı verilemez. Esasen kurulan hükmün dava dışı paydaşlar bakımından infaz olanağından da söz edilemez.
Mahkemece taraf teşkili tamamlandıktan sonra bir hükme ulaşılması yerine, taraf teşkili sağlanmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; müdahalenin önlenmesi ve kal hükmü İcra İflas Kanununun 30. maddesi uyarınca infaz edileceğinden kal bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olması da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.