YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2826
KARAR NO : 2010/3630
KARAR TARİHİ : 01.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı … aleyhine 29.03.2006 tarihli dilekçe ile elatmanın önlenmesi, … tarafından da … aleyhine 12.05.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, yine … tarafından … aleyhine ecrimisil istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; birleşen 2006/64 esaslı davacısı … olan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, ispatlanamayan iş bu dava ile birleştirilen 2006/124 esaslı davanın reddine dair verilen 12.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 2006/42 esas sayılı davada 341 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı …’in taşınmazının tamamını kullanmak suretiyle müdahale ettiğini belirterek davalının müdahalesinin men’i için dava açmıştır.
Davalı … de dava konusu 341 parsel sayılı birleşen 2006/64 esas sayılı davanın davacısı olup, taşınmazı eski maliklerinden haricen satın aldığını ve halen de zilyetliğinde bulunduğunu ve taşınmazı meyve bahçesi haline getirdiğini ancak, kadastro çalışmaları sırasında davalı-birleşen dava davalısı … adına tespit ve tescil edildiğini belirterek dava konusu olan 341 parsel sayılı taşınmazın bedeli karşılığında … adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
Davacı-birleşen dava davalısı … de 2006/124 esas sayılı dava ile davalı-birleşen dava davacısı …’in 341 parsel sayılı taşınmazı kullanması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7000 TL ecrimisilin tahsili için dava açmıştır.
Mahkemece davaların birleştirilmesi ile yapılan yargılama sonucunda 2006/64 esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının kabulü ile 10.000 TL tazminatın davacı-birleşen dava davalısı …’den alınarak davalı-birleşen dava davalısı …’e verilmesine, ispatlanamayan iş bu dava ile birleşen 2006/124 esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, 2006/42 esas ve 2006/124 esas sayılı davaların davacısı-birleşen dava davalısı … temyiz etmiştir.
HUMK’nun 388. maddesi gereğince bir mahkeme kararının aşağıda belirtilen hususları içermesi gerekir;
1-Kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev Yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2-Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,
3-İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4-Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi,
5-Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları,
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HUMK’nun 389. maddesinde de kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulmamalıdır. Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmalı, hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Bunların yanında hakim istisnalar dışında davacının talebi ile bağlı olup, bu talepten fazlasına hüküm veremez. (HUMK m.74)
Somut olaya gelince; davacı … … 2006/42 esas sayılı dava ile davalı …’in kendisinin maliki bulunduğu 341 parsel sayılı taşınmaza müdahalesinin önlenmesini talep etmiş, bu davanın yargılaması sırasında 2006/124 esas sayılı davada 341 parselin kullanılması nedeniyle ayrıca ecrimisil talep etmiştir. Davacı iki ayrı dava ile iki farklı talepte bulunmuştur. Mahkeme davacının açmış olduğu ve diğer davaların bu dava ile birleştirildiği 2006/42 esas sayılı dava ile talep etmiş olduğu müdahalenin önlenmesi konusunda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmamış davalı birleşen davanın davacısı 2006/64 esas sayılı …’in 2006/64 Esas sayılı davada talep ettiği tapu iptali ile tescili talebinin kabulüne 2006/124 esas sayılı … …’ün taşınmazının haksız kullanımı nedeniyle talep etmiş olduğu ecrimisil davasının reddine karar verilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere mahkemece gerekçeli kararın hüküm kısmında tarafların taleplerinin her biri hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekir. Yani hükmün tüm istek kalemlerini karşılar biçimde yazılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalısı … …’ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 01.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.