Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/3359 E. 2010/5825 K. 25.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3359
KARAR NO : 2010/5825
KARAR TARİHİ : 25.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil (taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan) istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; …’in davasının kabulüne, … tarafından açılan davanın reddine dair verilen 21.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.05.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, taşınmazın mahkeme kararı ile dava dışı İbrahim adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 07.06.2006 tarihli ilamı ile dava konusu taşınmazın yargılama aşamasında el değiştirmesi sebebiyle HUMK’nun 186.maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı tapu malikinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bu karar da Dairemizin 03.11.2008 tarihli ilamı ile sözleşmenin tapuya şerh edilmiş olması sebebiyle taşınmazı satın alan kişilerin iyiniyetli sayılamayacakları gerekçesi ile bozulmuştur.Mahkemece bozma kararı üzerine yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar … ve … temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerliliği açıklanan yasal düzenlemeler sebebiyle resmi şekil şartına bağlı ise de sözleşmeden doğan kişisel hakkın devri alacağın temliki niteliğinde olduğundan Borçlar Kanununun 162 ila 181. maddeleri gereğince yazılı sözleşme ile devredilebilir. Temlik, alacağın ona bağlı bütün (yan ve öncelik) hakları ile birlikte devralana geçmesini sağlar ve bu işlem yapılırken borçlunun rızası alınması gerekmez. Temlik, hatta borçlunun muhalefetine rağmen geçerli olarak doğar ve hükümlerin hasıl eder. Borçlunun temlikten sonraki asıl muhatabı artık alacağı temellük eden (devralan) kişidir. Bu itibarla borçlunun borçtan kurtulabilmesi için temlik işleminden sonra borcunu devralan kimseye ifa etmesi gerekir. Kural budur. Şu hale göre temlik anına kadar borçlu temlikin dışında iken temlik anından itibaren evvelki alacaklı temlik işleminin dışına çıkmaktadır.
Somut olaya gelince;
Dava konusu 1913 ada 7 numaralı parsel davalılardan … adına kayıtlı iken 16.09.2005 tarihinde noterde usulüne uygun olarak düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile …’a satışı vaat edilmiştir.Sözleşme tapuya 19.09.2005 tarihinde şerh edilmiştir. Tapu maliki 26.09.2005 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile …’a satış vaadinde bulunmuş, İbrahim 27.09.2005 tarihinde dava açmış, kabul ile sonuçlanan dava temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, İbrahim adına 23.11.2005 tarihinde tescil edilmiştir. Taşınmazı 16.09.2005 tarihli sözleşme ile satın alan … ise 10.11.2005 tarihinde dava açmış, 06.03.2009 tarihli temlikname ile hakkını …’e devrettiğini belirterek 17.03.2009 tarihinde davadan feragat etmiştir. Bu arada tapu maliki olan İbrahim 11.10.2006 tarihinde taşınmazı …’e satmış, … 13.11.2006 tarihinde …’na tapuda devretmiştir. … davaya asli müdahil olarak katılmış, mahkemece taşınmazın … adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece sözleşmeden doğan kişisel hakkın yazılı olmak koşuluyla devredilebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak temlikin geçerli olabilmesi için temlik sözleşmesinde devredilen hakkın açıkça belirtilmiş olması gereklidir. Eldeki davada ise, temlik sözleşmesi yazılı olarak düzenlenmiş ise de temlik sözleşmesi içeriği itibarıyla taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan hakkın temliki niteliğinde olmayıp, alacak hakkının temliki niteliğindedir. Bu nedenle geçerli bir temlik sözleşmesi bulunmadığından davanın kabulüne olanak yoktur. Öte yandan davacı … davasından feragat etmiş olduğundan feragat sebebiyle davanın reddine karar vermekle yetinilmesi gereklidir.
Hüküm açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı …’na verilmesine 25.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.