YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3781
KARAR NO : 2010/6259
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.07.2001 gününde verilen dilekçe ile ve birleşen dosyada davacı … tarafından verilen 09.05.2005 tarihli dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 29.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı …, 719 ada 14 numaralı parselde davalı ve dava dışı ortakları tarafından inşa edilen binadaki 6 numaralı bağımsız bölümü 16.10.1996 tarihli protokol ile satın aldığını, arsa malikleri arasında çıkan ihtilaf sebebiyle açılan davada delil olarak sunulan 11.01.1997 tarihli protokolde bu bağımsız bölümün davacıya ait olduğunun kabul edildiğini belirterek tapu kaydının iptali ile bu bağımsız bölüme isabet eden arsa payının adına tescilini istemiştir.
Birleşen dosyada davacı …, dava konusu 6 numaralı bağımsız bölümü 29.05.1998 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek bu bağımsız bölüme isabet eden arsa payının adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, diğer yapı ortaklarının da davaya dahil edilmesi gerektiğini, binanın kaçak-ruhsatsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece birleştirme kararı verilmeden önceki ilk kararda davacı … tarafından açılan davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı olan payın 7455/1658880 hissesinin davacı adına tesciline karar verilmiş, bu karar Dairemizin 27.06.2006 tarihli ilamı ile görev yönünden bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Dava ve birleşen dava, arsa maliki ve aynı zamanda yüklenici sıfatı bulunan kişiden bağımsız bölüm satın alındığı iddiasına dayalı tapu iptali ve pay tescili isteğine ilişkindir.
Dava konusu 719 ada 14 numaralı parsel tapuda, 14.832 metrekare ve tarla niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına paylı olarak kayıtlıdır.Davacılardan … bu taşınmazda inşa edilen yapıdaki 6 numaralı bağımsız bölümü 16.10.1996 tarihli protokol ile diğer davacı … ise aynı yeri 29.05.998 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın almıştır.Yasal koşulların varlığı halinde her iki davacının tescil isteklerinin kabulüne olanak vardır ancak, 3194 sayılı İmar Kanununun 26. maddesi hükmü gereğince, yasadaki ayrık durumlar hariç olmak üzere her türlü inşaatın yetkili merciden alınacak ruhsat ve yetkili merciin onayladığı plana uygun yapılması gerekir. Şayet bir inşaata ruhsatsız başlanmış veya ruhsat olmakla birlikte inşaat ruhsatın eki olan projesine aykırı yapılmışsa o inşaat “kaçak inşaat” kabul edilir ve aynı yasanın 32.maddesi uyarınca da yıkıma tabi tutulur. Yasalar uyarınca yıkımı zorunlu olan bir yerin ekonomik değer olarak varlığı da düşünülemez.Eldeki davada da, 29.07.1994 tarih 2353 sayılı encümen kararı ile 719 ada 14 parselda inşa edilen binanın ruhsatsız -kaçak olarak inşa edilmiş olması sebebiyle yıkımına karar verildiği belirtilmiştir.
Her ne kadar 24.04.1978 tarihli ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında, üzerinde bina bulunan ancak kat mülkiyeti ya da kat irtifakı henüz kurulmamış bir taşınmazdan bağımsız bölüm satış vaadi geçerli kabul edilmiş ise de, İçtihadı Birleştirme Kararının konusu yasalara uygun olarak meydana getirilmiş bir yapıdır. Kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir yapıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması yasaların yaptırıma bağladığı eylemin devamına neden olma sonucunu sağlayacağından kaçak binada bağımsız bölüm satışına konu satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğinin reddi gerekir. Zira bu gibi yerler üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulma olanağı yoktur. Öte yandan davacı …’ın dayandığı sözleşmenin konusu “….719 ada 14 parseldeki binanın 6 no’lu bağımsız bölüm numarasını alacak olan daire…” olarak tanımlanmış olup arsa payı da belirtilmemiş olduğundan davalının arsa payına yönelik mülkiyeti devir iradesi de bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenle mahkemece dava ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin hüküm altına alınmış olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 01.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.