Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4762 E. 2010/7426 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4762
KARAR NO : 2010/7426
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.05.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal, ecrimisil, kademeli olarak ise taşınmazın rayiç değerinin tahsili, davalılar tarafından açılan karşı davada ise temliken tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulü ile elatmasının önlenmesine, levazım bedelinin davalılara ödenmesine, karşı davanın reddine, dair verilen 29.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.06.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-davacılar … vd. vekili Av…. ile karşı taraftan davacı-davalı … vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, adına kayıtlı 5685 parsel sayılı taşınmaza bina yapmak suretiyle müdahalede bulunan davalılara ait binanın yıkılması suretiyle elatmanın önlenmesini, kademeli olarak ise arsa bedeli ile ecrimisil ödenmek suretiyle arsa mülkiyetinin davalılara geçirilmesini istemiştir.
Karşı dava ise, Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü ile 5685 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın asgari levazım bedeli ödenmek suretiyle davacı …’ya bırakılmasına, davalıların elatmasının önlenmesine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı- karşı davacılar temyiz etmişlerdir.
Asıl davanın dayanağı, Türk Medeni Kanununun 683. maddesidir. Gerçekten Türk Medeni Kanununun 683. maddesi eşyada yasal sınırlar içinde malike yararlanma, kullanma ve tasarruf etmek yetkisi ile yapılan tecavüzlere karşı eşyayı koruma yetkisi tanımıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde yer alan “hukuk düzeninin sınırları içinde” ibaresi malikin kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisinin sınırsız olmadığını göstermektedir. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamaların bir kısmı, kamu yararını koruma amacıyla kamu hukukunca, bir kısmı ise kişilerin çıkarlarını korumak için özel hukukça konmuş bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 722/3.maddesinde ise, arazi maliki malzemenin sökülme gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere malzemenin sökülerek arsanın yapıdan evvelki haline getirilmesini talep edebilir. Ancak bunun için arazi üzerinde onunla sıkı sıkıya bağlı bir inşaatın bulunmaması, yapının arazi sahibinin rızası dışında yapılmış olması, inşaatın sökülmesinin aşırı bir zarara sebebiyet vermemesi, arazi malikinin de malzemenin sökülerek arsanın inşaattan evvelki haline getirilmesini istemesi gerekir.
Diğer taraftan, yapının yıkımının aşırı zarara yol açması arazi sahibinin de malzeme ile ilgili tazminat miktarını ödeyemeyecek durumda olması halinde, arazi maliki arsanın mülkiyetini, bedeli karşılığı malzeme malikine geçirilmesini isteyebilir.
Karşı davanın dayanağı ise; Türk Medeni Kanununun 724.maddesidir. Anılan hükme göre “yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir “. Görülüyor ki, bu hükümle kişilerin çıkarlarını korumak için özel hukukça mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiş yasanın aradığı bazı koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkı sahibinin arzla ilgisi kesilerek yapı sahibine arazinin mülkiyetini talep yetkisi tanınmıştır.
Somut olayda, karşı davacıların davacıya ait 5685 parsel sayılı taşınmaz çapa bağlandıktan sonra bina yaptıklarından kötüniyetli olduklarının kabulü gerekir. Binanın yıkımının da fahiş zarar doğuracağı saptanmıştır. Ne var ki; davacı …, Türk Medeni Kanunun 724. maddesi hükmü uyarınca, arsasının mülkiyetinin bedeli karşılığında malzeme sahibi olan karşı davacılara geçirilmesini istemiştir.Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık da, 5685 parsel sayılı taşınmazın bedelinin belirlenme yönteminden çıkmıştır. Mahkemece, arsanın bedelinin belirlenmesi için üç ayrı keşif yapılarak üç ayrı bilirkişi
heyetinden rapor alınmış ise de, her üç bilirkişi heyetinde mülk ve emlakçı bilirkişi bulunmadığından arsa bedeli usulünce belirlenmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde tarafların vereceği ya da res’en belirlenecek emsal taşınmaz kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten sonra içinde emlak ve mülk bilirkişisinin bulunduğu üç kişilik heyet huzuru ile mahallinde yeniden keşif ve inceleme yapılmalı, bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazın yeri, konumu, özellikleri, emsal taşınmazlarla da karşılaştırılmak suretiyle rayiç değeri saptanmalıdır.
Taşınmaz bedeli usulünce saptandıktan sonra da, belirlenen bu bedeli depo etmeleri için karşı davacılara süre vermeli, bedel depo edildiği taktirde bu bedelin davacı- davalı …’ya ödenmek suretiyle 5685 parsel sayılı taşınmazın davalı- davacılar adına tesciline karar vermeli, bedel depo edilmediği takdirde ise, şimdi olduğu gibi elatmanın önlenmesine karar verilmelidir.
Açıklanan bu hususlar nazara alınmadan bilirkişinin yetersiz raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı- karşı davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacı-k.davalıdan alınarak davalı-k.davacılara verilmesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.