YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5055
KARAR NO : 2010/5813
KARAR TARİHİ : 24.05.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.09.2009 gününde verilen dilekçe ile elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazda iştirakçiler arasında elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, masraf yokluğu nedeni ile duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 137 ada 57 parsel sayılı taşınmazın elbirliği maliklerinden olan davalının, taşınmaz içinde bulunan evini genişletmek amacı ile yaptığı kazı çalışmasına izninin bulunmadığını belirterek elatmasının önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.
Davalı, 137 ada 57 parsel sayılı taşınmazı kendisinin, bu parsele komşu 137 ada 56 parsel sayılı taşınmazı davacının kullandığını belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflarca paylaşımın parsel içerisinde yapılmadığını, 56 ve 57 parsel olarak paylaşıldığını ve davacının kullandığı 137 ada 56 parsel sayılı taşınmaza davalının elatmasının varlığı tespit edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu 137 ada 57 parsel sayılı taşınmaz ile batı bitişiğindeki 137 ada 56 parsel sayılı taşınmaz davacı ve davalı ile dava dışı üçüncü kişiler arasında elbirliği mülkiyetine tabidir. Burada hemen belirtilmelidir ki; elbirliği halinde mülkiyet yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Bu nedenle elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda, yararlanma hakkı engellenen paydaşın kullanımı engelleyen diğer paydaşlara karşı elatmanın önlenmesi davası açma hakkı vardır.
Davanın dinlenebilmesi için, paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir miktar yer olmamalıdır.
Ayrıca, tüm paydaşlar arasında yapılmış özel parselasyon veya harici bir paylaşım sözleşmesinin bulunması buna göre de fiili kullanım durumunun oluşması halinde de kayıtta paylı, ancak fiilen bağımsız bu oluşumun resmi nitelik kazanana kadar korunması gereklidir. Bu, “ahde vefa” kuralının yanında Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen “iyiniyet” kuralının da bir gereğidir.
Eldeki davada davaya konu taşınmaz içerisinde davalı tarafından kullanıldığı anlaşılan eski bir evin bulunduğu, bu ev dışında diğer paydaşların kullandığı herhangi bir yapı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda paydaşlar taşınmazın her zerresinde mülkiyet hakkı sahibi olmakla birlikte bu hak taşınmazın tasarrufunda bu kurala dayanarak sınırsız bir kullanma yetkisi tanımaz. Davalının taşınmaz üzerinde kullandığı evin iki yönüne bitişik taşınmaz bölümlerini de kullandığı eve katacak şekilde yapı yapma girişimi yukarıda açıklanan nedenlerle hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği gibi, taşınmaz üzerinde ki tasarruf yetkisini kullanırken elbirliği halinde hareket etme kuralına da aykırı düşer.
Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilecek yerde, yasaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine ilişkin verilen karar doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.