YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5417
KARAR NO : 2010/6119
KARAR TARİHİ : 31.05.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.02.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 229 ada 3 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 229 ada 5, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı taşınmazı yararına, davalılara ait taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan … temyiz etmiştir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Eldeki davada dosyada yol ihtiyacı içerisinde olduğu ileri sürülen 3 parsel sayılı taşınmaz ve bu taşınmazı çevreleyen parselleri gösteren iki ayrı pafta örneği bulunmaktadır. Bunlardan 27.06.2006 tarihli krokide 3 parsel sayılı taşınmazın yola bitişik herhangi bir sınırı bulunmamaktadır. Mahkemece daha sonra getirtilen 04.01.2007 tarihli krokide ise davaya konu 3 parsel sayılı taşınmazın güney sınırından yola bitişik olduğu ve önceki krokide parseli çevreleyen 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların parsel sınırında bulunmadığı görülmektedir. Mahkemece yukarıda belirtilen çelişkinin giderilmesi için kadastro müdürlüğünden her iki kroki eklenmek suretiyle açıklama istenmeli, varsa taşınmazların son durumunu gösteren paftaya uygun krokileri getirtilmelidir. Elde edilen tüm bu bilgiler doğrultusunda taşınmaz başında keşif yapılarak davaya konu 3 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacı içerisinde olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre geçit ihtiyacı olduğu tespit edilirse geçit hakkı kurulmasına karar verilmeli, aksi halde davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
9Kabule göre de; 28.02.2006 tarihinde dava açılmış, 11.03.2010 tarihinde hüküm verilmiştir. Mahkemece dosya içerisindeki inşaat mühendisi …’ın düzenlediği 08.05.2008 tarihli rapor esas alınarak dava tarihine göre hesaplanan geçit bedelinin ödenmesine hükmedilmiştir. Dava ile hüküm tarihi arasında 4 yıl gibi bir süre geçmiştir. Bu süre zarfında taşınmaz değerlerinde önemli miktarlarda değişiklik olduğu bilinen ekonomik bir gerçektir. Geçit bedeli yükümlü taşınmaz malikinin eline geçtiğinde, taşınmazın geçit nedeni ile uğradığı ekonomik kaybını karşılayacak düzeyde olmalıdır. Aleyhine geçit kurulan taşınmaz maliki davalının zararının tam olarak karşılanmadığı açıktır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak uzman bilirkişilere karar tarihine yakın bir geçit bedeli hesaplattırmak ve belirlenen bu değerin mahkeme veznesine depo ettirilmesinden sonra geçit kurulmasına hükmetmek olmalıdır. Ayrıca bilirkişi raporlarından tesis edilen geçitin genişliği anlaşılamadığı gibi genişliğin hüküm fıkrasında gösterilmemesi de yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 31.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.