YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5904
KARAR NO : 2010/6855
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.02.2009 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 3 ve 11 parsel sayılı taşınmazların tevhidi ile oluşan 13 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 3 ve 11 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları üzerindeki irtifak haklarının “11 parselde 19 kapı nolu gayrimenkulün 4.45 m2 yukarısında bu gayrimenkul için irtifak hakkı vardır” ve “zeminden itibaren 4.45 metre yukarısında 3 parsel 6 kapı nolu gayrimenkulün kadimi inşaat hakkı” şeklinde aktarıldığını, her iki taşınmazın birleştirilmesi ve aynı kişilerin maliki olması nedeniyle irtifak hakkının korunmasında yarar kalmadığını ileri sürerek terkin isteğinde bulunmuştur.
Davalı yargılamaya katılmamış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, irtifak hakkının terkini isteğine ilişkindir. Davacılar kayden malik oldukları taşınmaz üzerindeki irtifak hakkının konusunun kalmadığı gerekçesiyle terkinini istemişler, yargılama aşamasında ise taşınmazı dava dışı … Halıcılık A.Ş.ye temlik etmişlerdir.
Bir dava açıldıktan sonra da sahip olunan tasarruf yetkisi gereği dava konusu olan hak veya malın üçüncü kişilere devri mümkündür. Bu durumda bir dava şartı olan davayı takip yetkisi ortadan kalkmış olduğundan, davanın açıldığı haliyle devam etmesi düşünülemez. Mahkemece, dava konusunun üçüncü kişiye temliki re’sen dikkate alınacaktır. Ancak hakimin dava şartının ortadan kalkması nedeniyle davayı reddetmeyip davayı veya savunmayı değiştirme yasağının bir istisnası olan HUMK’nun 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmak üzere diğer tarafa önel vermesi gerekir.
Anılan madde uyarınca “dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından sarfı nazar ederek müddeabihi temlik eden kimseye karşı dava eder…. dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına tebdil eder.”
HUMK.m.186, daha çok davalının müddeabihi temlik etmiş olması haline ilişkin bir düzenleme gibi algılanmakta ve bu nedenle davacının müddeabihi temliki halinde anılan maddenin uygulanmayacağı savunulmakta ise de madde metninde açıkça “iki taraftan biri müddeabihi başkasına temlik ederse, diğer taraf muhayyerdir” denildiğinden, bu madde hükmünü imkan nisbetinde her iki taraf için de aynı şekilde uygulanacağı açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, yargılama sırasında dava konusu üçüncü bir kişiye temlik edildiğinden, müddeabihi devralan üçüncü kişi davacının yerine geçerek davaya devam edebilir.
Mahkemece davacı tarafından müddeabihin temliki nedeniyle HUMK’nun 186.maddesi hükmü uyarınca işlem yapılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 10.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.