YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6047
KARAR NO : 2010/7005
KARAR TARİHİ : 14.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.06.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Davacı 19 parsel sayılı taşınmazı yararına davalıya ait 15 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişilerin dosya içerisinde bulunan 04/11/2009 tarihli krokilerinde davacıya ait 19 nolu parseli yola bağlayan davalı adına tapuda kayıtlı 15 nolu parsel üzerinde A harfi ve Kırmızı renkle gösterilen 50.19 m2 lik alan üzerinde üst hakkının tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu ortadadır. Geçit tesisine ilişkin davaların nedeni, tapulama veya kadastro işlemi yapılırken ihtiyaç sahibi taşınmazın genel yola bağlantısının kurulmamasıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazların tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanlarının nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsallerine göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine kara vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Mahkemenin kararından ve bilirkişi raporundan tesis edilen geçitin genişliğinin ne kadar olduğu anlaşılmamaktadır.
Ayrıca, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389.maddeleri gereğince hüküm fıkrasının çok açık olması gerekir. Yani, hüküm fıkrasında verilen karar ile taraflara yükletilen ve bahşedilen vazife ve haklar hiçbir tereddüdü gerektirmeyecek ve infazda şüphe uyandırmayacak biçimde çok açık olarak yazılmalıdır. Mahkemenin kararında davacı parseli yararına üst hakkı tesisine karar verilmiş ancak üst hakkının geçit hakkı olduğu belirtilmemiştir.
Yukarıda belirtilen eksiklikler ve yanlışlıklar giderilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 14.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.