Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6539 E. 2010/7328 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6539
KARAR NO : 2010/7328
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı 176, 257, 122, 135, 258, 173, 367, 389 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında murisinin “Müslüm” olarak yazılı isminin “Şıhmüslüm” olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı idare vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılamada Nüfus Müdürlüğünce, tapu kayıtlarında adı geçen “… oğlu …” ile aynı kimlik bilgilerine sahip “1946 doğumlu … oğlu …” ile “1964 doğumlu … oğlu …” isminde iki ayrı kişinin bulunduğu bildirilmiştir. Mahkemece bazı taşınmazların kadastro tutanaklarında “…’ın” kardeşlerinin isminin …, …, … ve … … olarak yazıldığı, davacının murisinin ise bu isimde kardeşlerinin olmadığı tapu maliki “…” ile davacı murisi “…’ın” aynı kişiler olmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Dava konusu taşınmazlardan 122 ve 135 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları incelendiğinde 122 ve 135 sayılı parselin … oğlu …’a, dava konusu olmayan 137 sayılı parselin ise … evlatları …, … ve …’a ait olduğu yazılmaktadır. Tutanak dikkatli incelendiğinde iki farklı … oğlu …’tan bahsedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, taşınmaz başında keşif yaparak nüfus müdürlüğünce bildirilen “1946 doğumlu … oğlu …” ile “1964 doğumlu … oğlu …” sağ ise kendileri, ölü ise mirasçıları dinlenerek taşınmazlarda mülkiyet iddialarının olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.