YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6569
KARAR NO : 2010/7438
KARAR TARİHİ : 29.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.11.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, irtifak hakkına dayalı elatmanın kal suretiyle önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı, savunma yapmamıştır..
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık 3571 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıya ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükmüne göre arazi üzerindeki yapılar mülkiyet hakkı kapsamındadır. Dosyada yer alan tapu kaydından taşınmazın davalı dışında “…” ve “…” adına da paylı mülkiyet rejimine tabi olarak kayıtlı olduğu görülmektedir.
Türk Medeni Kanunu m.688’de paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için; birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmış olunmaması gerekir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden ziyade kişi olmasına rağmen, eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcut bulunur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliği meydana getirir. Her paydaş mülkiyet hakkının belli bir payına sahip olur. Dolayısıyla, tapu
kayıt maliklerinin tamamı, üzerindeki binada mülkiyet hakkı sahibidir. Arazi üzerindeki binanın yıkımı kayıt maliklerinin tamamının hukukunu etkileyeceğinden davalı dışındaki kayıt malikleri davada taraf durumunu almadan aleyhlerine hüküm ve sonuç meydana getirecek şekilde karar tesisi mümkün değildir.
Taraf teşkili tam olarak sağlanmadan davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazın tapu kaydında bir irtifak şerhi bulunmamaktadır. Bu durum hatırlatılarak gerekli bilgi ve belgelerin toplanmasından sonra hakkı ihlal eden bir yapı bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerekirken bu yön gözardı edilerek hüküm kurulması da yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.