YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6981
KARAR NO : 2010/7801
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.07.2009 gününde verilen dilekçe ile yola elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yola elatmanın önlenmesi, manevi tazminat ve yolun eski hale getirilmesi için gerekli giderlerin davacıdan tahsili istemi ile açılmıştır.
Davalı, davacının her hangi bir zararının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yola yapılan müdahalenin önlenmesine dolgu ve ihata duvarı bedeli olarak 1.687,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava konusu yer paftasında yol olarak saptanmıştır. Mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporuna göre, davalının 407 parsel sayılı taşınmazı içerisinde yaptığı çalışma sonucu arazinin eğimli olması ve gerekli önlemlerin de alınmamış olması sebebiyle söz konusu yolda 1 metre genişliğinde 9 metre uzunluğundaki yerde aşınma meydana geldiği, yolun daraldığı sabittir.
Mahkemece bu rapor doğrultusunda yola elatmanın önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davalı parselindeki duvarın yıkılması sonucu yoldaki toprağın aşınması nedeniyle ileride heyelan tehlikesi olabileceği, davacıya ait 402 sayılı parseldeki yapı için mevcut bir zararın söz konusu olmadığı belirtildiği halde yol güvenliğinin temini için yapılması gereken duvar ve dolgu bedelinin davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece yolun eski hale getirilmesi istemi bulunduğu takdirde bunun davalı tarafından yapılmasına karar verilmesi, yapılmaması halinde hükmün icra yoluyla infaz edilerek bedelin davalıdan tahsil edilebileceğinin gözetilmemesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.