YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7966
KARAR NO : 2010/9331
KARAR TARİHİ : 28.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.08.1994 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, müdahil Hazine tarafından verilen 05.07.1995 günlü dilekçe ile de tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne dair verilen 29.04.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet Hakkına dayalı tapu iptal ve tescil, müdahil hazinenin istemi ise yayla iddiası ile açılan tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine, müdahil hazinenin isteminin kabulü ile taşınmazın yayla olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında gerçek kişi adına tespit edildiği, kadastro tespitine karşı … ve diğerlerinin taşınmazın miras yolu intikalen gelen zilyetliğe dayanılarak kullanımlarında olduğu gerekçesi ile dava açtıkları, Hazinenin de bu davada davalı olarak yer aldığı, yapılan yargılama sonucunda çekişmeli parselin özel mülk niteliğinde olduğu gerekçesi ile davacılar adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay 7.Hukuk Dairesi denetiminden geçerek 11.10.1996 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davaya müdahil olarak katılan Hazine taşınmazın yayla niteliğinde olduğunu savunmuş ise de kadastro Mahkemesi kararı ile taşınmazın kültür arazisi olduğu saptandığından aksinin kabulü yerinde değildir. Bu husus taşınmazın niteliği yönünden Kadastro Kanununun 34.maddesi gereğince davacı … idaresi yönünden de güçlü delil teşkil eder. Belirtilen nedenle
2010/7966-9331
mahkemece müdahil Hazinenin isteminin reddine karar verilerek davacı vakfın isteminin değerlendirilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru olmamıştır.
Mahkemece somut uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba yada şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba yada şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi zorunludur.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Belirtilen nedenle mahkemece yapılacak iş; vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, HUMK’nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurulmalı, vakfın niteliği saptandıktan sonra konusunda uzman olan kişiler arasından seçilecek orman mühendisi, ziraat mühendisi ve fen bilirkişinin katılımı ile mahallinde keşif yapılarak, memleket haritası, orman kadastro tutanakları da uygulanmak ve krokisinde de işaret edilmek suretiyle taşınmazın niteliğini denetime elverişli raporlar ile saptamak, dava konusu taşınmaza ilişkin tutanak ve varsa dayanağı tüm belgeler de getirtilerek incelenmek, taşınmazın orman niteliğinde olduğunun tespiti halinde Hazinenin orman iddiası ile açılmış bir davası bulunmadığı da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin verilen karar doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı … Müdürlüğünün temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.