YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/926
KARAR NO : 2010/2850
KARAR TARİHİ : 16.03.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.05.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, murisine ait olduğunu iddia ettiği 706 ve 754 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında bulunmayan baba adının eklenmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne Karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soyisim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Mahkemece yapılan zabıta araştırmasında; dava konusu taşınmazların maliki “ …”ın aynı isimle bir oğlunun bulunduğu belirtilmiştir. Nüfus Müdürlüğü araştırmasında ise tapu maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişilerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarından … ; taşınmazlara ilişkin bilgisi bulunmadığını, diğer tanık … Erbekte ise; davacının babasını tanıdığını, taşınmazların davacı dedesine ait olduğunu ve … isimli kişiden 40 yıl önce satın aldığını beyan etmiştir.
Dosyada mevcut tapulama tutanaklarına göre ise; malik… taşınmazları 1981 yılında … isimli şahıstan satın almıştır. Bu durumda tapu maliki ile davacının murisi arasındaki bağlantı mevcut delillerle kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlanamamıştır.
Açıklanan tüm bu hususlar gözetilerek taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle taşınmazı iyi bilen mahalli bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişileri dinlenmek suretiyle taşınmazın gerçekten davacı murisine ait olup olmadığı saptanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.