YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10028
KARAR NO : 2011/12581
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 67 parsel sayılı taşınmazın 8.000 m² si ile taşınmaz üzerinde bulunan iki oda bir salondan ibaret olan evi davalı …’dan 14.04.1983 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek taşınmazın 8.000 m² sine isabet edecek pay ile evin tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmü gereğince; veraset yoluyla intikal eden kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Hukuk Genel Kurulunun 03.02.1993 tarih 688-30 sayılı kararında değinildiği üzere sözü edilen madde ile getirilen sınırlandırmalar, imar uygulamasına geçilmeyen yerlerdeki çarpık yapılaşmayı önleme amacına yöneliktir. Daha açık bir ifade ile bir yerde tasdikli uygulama imar planı yoksa bu alanlarda
yasadaki ayrık durumlar hariç her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parsellerin hisselere bölünerek satış vaadi sözleşmeleri ile satımı olanaksızdır. Yasanın amir hükmüne rağmen satış vaadinde bulunulmuşsa bu gibi durumlarda sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu nedenle dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda tasdikli imar planının bulunup bulunmadığı ilgili mercilerden sorularak, verilecek cevaba göre dava konusu taşınmazın 3194 sayılı yasanın 18/son maddesi hükmü kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmalı ve sonucu doğrultusunda bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.