YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1026
KARAR NO : 2011/2304
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 12.10.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesi istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 6 ve 22 parsel sayılı taşınmazlarına komşu 23 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının taşınmazında yaptığı inşaat çalışmaları sırasında toprak almak, demir kazıkları ve tel çitini sökmek yoluyla taşınmazına elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve taşınmazının eski hale getirilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazların bitişik nizam şeklinde yapılması gerektiğini ve kazı sonucu oluşan çökmelerin giderileceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ile taşınmazın eski hale getirilmesine, eski hale getirilmemesi halinde 721,95TL eski hale getirme bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemlerine ilişkindir.
“Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilamlar” başlığını taşıyan İİK’nun 30.maddesi “Bir işin yapılmasına mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya ilamda gösterilen müddet içinde ve eğer müddet tayin edilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını tayin ederek işi yapmağı emreder.
Borçlu muayyen müddetlerde işe başlamaz veya bitirmez ve iş diğer bir kimse tarafından yapılabilecek şeylerden olur ve alacaklı da isterse yapılması için lazım gelen masraf icra memuru tarafından ehlivukufa takdir ettirilir. Bu masrafın ilerde hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunup kendisine verilmek üzere ifasına alacaklı muvafakat ederse alınıp hükmolunan iş yaptırılır. Muvafakat etmezse ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kafi miktarda malı haciz ile paraya çevrilerek o iş yaptırılır.
İlam, bir işin yapılmamasına mütedair olduğu takdirde icra dairesi tarafından ilamın hükmü borçluya aynı müddetli bir emirle tebliğ olunur. Bu emirde ilam hükmüne muhalefetin 343. üncü maddedeki cezayı müstelzim olduğu yazılır.
Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilâm hükmü yerine getirildikten sonra borçlu, ilâm hükmünü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunursa, mahkemeden ayrıca hüküm almaya gerek kalmadan, önceki ilâm hükmü tekrar zorla yerine getirilir” hükmünü düzenlemiştir. Ayrıca, HUMK’nun 74. maddesinde de “Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, davacı davalının taşınmazında yaptığı inşaat çalışmaları sırasında toprak almak, demir kazıkları ve tel çitini sökmek yoluyla 6 ve 22 parsel sayılı taşınmazlarına elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesini istemiştir. Mahkemece, elatmanın önlenmesine ve taşınmazın eski hale getirilmesine, aksi halde eski hale getirme bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir. HUMK’nun 74. maddesi uyarınca mahkeme, tarafların istemleri ile bağlı olup, bu istemlerden fazlasına hükmedemez. Davacı, dava dilekçesinde veya ıslah dilekçesi ile eski hale getirme bedelinin tahsilini istememiştir. Bu nedenle, İİK’nun 30. ve HUMK’nun 74. maddelerine aykırı biçimde eski hale getirme bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.