Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/10275 E. 2011/15384 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10275
KARAR NO : 2011/15384
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.01.2008 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil, ikinci kademede tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davacının ikinci kademe isteminin kabulüne dair verilen 19.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.12.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av.İbrahim Kavak ile karşı taraftan davacı vekili Av.Hüseyin Eraslan geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, 582 ada 5 sayılı parsel üzerindeki 24 bağımsız bölüm numaralı villanın Türk Medeni Kanununun 724.maddesi uyarınca temliken adına tescilini, ikinci kademede ise 3 katlı villa satış bedeli bahçe duvarı ve 14.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen ağaçlar bedeli ile 500 m2 yere karşılık ödenen arsa bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temliken tescil talebi hüküm altına alınmış, hüküm davalının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, bu defa temliken tescile ilişkin davacı talebi reddedilmiş, bu hükmün davacı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizin 15.04.2009 tarihli ilamı ile davacının ikinci kademedeki istemlerinin incelenmesi gerekeceği nedenine dayanılarak bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, arsa bedeli 10.000,00 TL’nin ödemenin yapıldığı 02.02.2004 ile 163.518,76 TL yapı değeri, 4.274,11 TL çevre duvarı bedeli, 3.825,00 TL bitki örtüsü ve peyzaj değeri toplamı 171.617,76 TL’nin de dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten, davacı tarafından taşınmazın harici satın alınmasından sona 582 ada 5 sayılı parsel üzerine bazı değer arttırıcı imalatlar yapılmışsa, bu imalatlar bakımından davalının mal varlığında sebepsiz zenginleşme meydana geleceğinden bunun Borçlar Kanununun 410 vd maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşen kimseden talep edilmesi mümkündür. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç, Kanundan doğan borçlar arasındadır. Zenginleşme, malvarlığında meydana gelen artışı ifade eder. Malvarlığındaki iktisaptan önceki durum ile iktisaptan sonraki durumda aktif lehine bir artma varsa o kimsenin mal varlığı zenginleşmiş demektir. Görülüyor ki, sebepsiz zenginleşmeden söz edebilmek için bir kimsenin malvarlığında, bir başka kimsenin katkısı sonucu artı bir değer meydana gelmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, davalının malvarlığındaki sebepsiz zenginleşme kalemlerini arsa için yapılan ödeme, üç katlı villa imalatı sebebiyle yapılan ödemeler, bahçe duvarı giderleri, kamelya gideri, bitki örtüsü ve peyzaj kalemleri için yapılan harcamalar olarak belirtmiştir. Ne var ki, davalı 582 ada 5 sayılı parsel üzerine yapılan binanın imara aykırı, yıkılması gereken bir yapı olduğunu, bu yapı sebebiyle mal varlığında bir zenginleşme meydana gelemeyeceğini savunmuş, mahkemece bu husus üzerinde hiç durulmamıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 582 ada 5 sayılı parselin arsa niteliğinde tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, kamu düzeninden olan imar mevzuatına tabi bir alanda bir yapı meydana getirmiş, yapının meydana getirildiği alanı tanzim etmiştir. Belirtmek gerekir ki, 3194 sayılı İmar Kanununun 26. ve 27.maddelerinde zikredilen ayrıcalıklar dışında inşaata başlanmadan önce tüm yapılar için ruhsat alınması, arsa üzerindeki binanın bu ruhsata ve eklerine uygun yapılması gerekir. Alınacak bu ruhsata uygulamada “inşaat ruhsatı” denilmektedir. Eğer bir yapı için inşaat ruhsatı alınmamış veya alınmış olsa dahi inşaat ruhsat ve eklerine aykırı yapılmışsa, yine uygulamadaki deyimiyle bu tür inşaatlara “kaçak inşaat” denilir. Kaçak nitelikteki inşaatlar için aynı kanunun 32. maddesinin uygulanması, kaçak haleden yasanın aradığı yöntemle çıkarılmaması halinde bu yapının yıkılması ya da yıktırılması gerekir. Dolayısıyla, kaçak yapılmış (ya inşaat ruhsatı alınmamış veya alınan inşaat ruhsatına aykırı yapılmış) bir binanın yıkılması gerekeceğinden, ekonomik bir değeri yoktur. Ekonomik değeri olmayan bir yapı sebebiyle de bunun yapımından kaynaklanan giderlerin istenmesi mümkün değildir.
Bütün bu anlatılanlara göre öncelikle davacının üç katlı villa bedeli olarak talepte bulunduğu yapı için inşaat ruhsatı alınıp alınmadığı, alınmışsa yapının inşaat ruhsatı ve eklerine uygun yapılıp yapılmadığını sorup keşfen saptamak, bu durumu yetkili belediyeden de sormak olmalıdır. Kısaca, davalının malvarlığında artı değer meydana getirmeyecek bir yapı varsa bunun parasal bedelinin istenip istenemeyeceği yönü üzerinde durulmalıdır.
Diğer taraftan, davacının diğer istekleri de Borçlar Kanununun 413.maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. Anılan bu hükme göre, davacının vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca davalıdan isteyebileceği işin yapıldığı yıldaki rayiç değerleri ne ise odur. Mahkemece bu yönün gözardı edilmesi suretiyle diğer imalat kalemlerinin dava tarihindeki değeri bulunarak bunun hüküm altına alınması da açıklanan nedenle doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, 582 ada 5 sayılı parsel üzerindeki bina için inşaat ruhsatı alınıp alınmadığını yetkili belediyeden sorup saptamak, gerekirse işler dosyasını getirtmek, yerinde yeniden keşif yapılmak suretiyle inşaat ruhsatı alınmış ve bina ruhsat ve eklerine uygun yapılmışsa, bu yapı davalının mal varlığında artı değer yaratacağından yapıldığı yıl rayiçlere göre bedelini bulmak ve buna hükmetmek, aksi takdirde binanın ekonomik değeri olmayacağından ve yıkımı gerekeceğinden bu istemi reddetmek, diğer istek kalemleri bakımından da aynı şekilde bilirkişilerden yapıldığı yıl rayiçlerine göre değerlerini hesaplatmak ve uyuşmazlığı bu şekilde bir karara bağlamak olmalıdır.
Değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 13.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.