Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/10439 E. 2011/10237 K. 12.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10439
KARAR NO : 2011/10237
KARAR TARİHİ : 12.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.11.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet … sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak
açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı 32 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında murisinin “… kızı …” şeklinde yazılan kimlik bilgilerinin “… kızı … …” olarak düzeltilmesini istemiştir. Davacı dava dilekçesinde tapu malikinin murisi olduğunu bildirmiş ise de dosya arasında davacı ile malik arasındaki ırsi bağlantıyı gösterir bir kayda rastlanamamıştır. Yine yukarıda açıklandığı gibi başka bir mahkemece yapılan yetkilendirme belgesi de evrak arasında yoktur. Bu nedenle öncelikle davacının bu davayı açma sıfatı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, daha sonra işin esasına girilerek bir sonuca ulaşılmalıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 12.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.