YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10596
KARAR NO : 2011/12350
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.08.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapuda adına kayıtlı 106 ada 24 parsel numaralı taşınmazına harfiyat dökmek ve yol açmak suretiyle müdahale eden davalının elatmasının önlenmesi ve eski hale getirme isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının 105 ada 145 parsel sayılı taşınmaza 25.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda “ C ” harfi ile gösterilen 26,25 m2’lik kısma yaptığı müdahalesinin önlenmesine, davacının yolun kaldırılması yönündeki talebinin reddini karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 683.maddesi ” Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davacı açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir ” hükmünü içermektedir.
Eldeki davada, davacı 106 ada 24 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Mahallinde yapılan keşif ve 10.11.2010 tarihli fen bilirkişi raporuna göre elatmanın önlenmesi davasına konu olan taşınmazın 105 ada 145 parsel sayılı taşınmaz olduğu tespit edilmiştir. Dosyada getirtilen tapu kaydı incelendiğinde
105 ada 145 parsel sayılı taşınmaz davacı adına kayıtlı olmayıp dava dışı … adına tapuda kayıtlıdır. Bu durumda davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.