Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/11718 E. 2011/12390 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11718
KARAR NO : 2011/12390
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar, arasındaki muarazanın önlenmesi ve tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 13.06.2011 gün ve 2011/5918-7728 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 2269 ada 28 sayılı parselin maliki olduğunu, taşınmazın yola cephesi bulunduğunu, davalının 28 sayılı parselin bir bölümünde kiracı iken tahliye edildiğini, ancak tahliyeden sonra 28 sayılı parselin yol bölümüne tezgah açarak çiçek sattığını, dolayısıyla taşınmazının yolla bağlantısının kesildiğini, tahliye edilen kısmı üçüncü bir kişiye kiraya veremediğini, ortaya çıkan muarazanın giderilmesini ve tazminat olarak 12.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, üzerinde çekişme çıkartılan yerde davacının mülkiyet hakkı bulunmadığını, işgal ettiği bölümün karayollarının yol boşluğu olduğunu, burada kendisi gibi başkalarının da tezgahlarının bulunduğunu, esasen davacı taşınmazının yola cepheli olduğunu, davacının zararına bir eylemi bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, davacının maliki olduğu 28 sayılı parsel önünde bulunan ve karayollarına ait yol boşluğu üzerindeki krokide (A) harfi ile işaretlenen bölümdeki malzemenin davalı tarafından kaldırılmasına, taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine, davacının taşınmazının çap kaydı içindeki bir bölümünü davalının eylemi sebebiyle kiraya veremediği tespit edildiğinden, 7.200,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine karar Dairemizce “Krokide (A) harfli çekişmeli bölümün karayolu ile davacı taşınmazı arasında kalan yol boşluğu olduğu saptanmıştır. Davacının yoldan yararlanamadığı iddiasını ileri sürerek yola haksız elatmanın önlenmesi iddiasıyla açtığı bir dava da bulunmamaktadır. Eldeki uyuşmazlığa komşuluk hukukuna ilişkin Türk Medeni Kanununun 737. vd. maddelerinin uygulanması da olanaksızdır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı, İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/23-381 sayılı kararı ile davalıyı taşınmazından tahliye ettirmiştir. Davalı bu defa davacının taşınmazının güneyindeki yola cephesini kapatacak şekilde yolu işgal ederek davacının taşınmazını kullanmasına engel olmaktadır. Davalının tahliye kararından beklenen amacı bertaraf etmek amacıyla davacının taşınmazının önünü kapattığı, bu suretle davacının taşınmazından ve yoldan istifadesine engel olduğu anlaşıldığından bu şekilde çıkarmış bulunduğu muarazanın giderilmesi suretiyle davanın kabulüne dair verilen mahkeme kararı usul ve yasaya uygundur. Davacı vekilinin bu hususları amaçlayan karar düzeltme istemi yerinde olduğundan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Açıklanan nedenlerle Dairemizce verilen 13.06.2011 tarihli, 2011/5918 Esas 7728 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin yatırılan karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 20.10.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
Dava konusu, bilirkişi raporu ve krokisinde (A) ile gösterilen çekişmeli yerin davacının mülkiyet hakkı kapsamı dışında (çap kaydı kapsamı dışında) kaldığı tartışma konusu değildir. Dolayısıyla davacı, mülkiyet hakkına dayanarak eldeki davayı açamaz.
Yolların hukuki niteliğine gelince;
Türk Medeni Kanununun 715. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16.maddeleri hükmüne göre yollar ya tahsis yoluyla kamunun yararlanmasına
bırakılan veya kadimden beri kamunun yararlandığı taşınmazlardır. Yukarıda belirtildiği üzere (A) ile gösterilen çekişmeli yerin karayolu ile davacı taşınmazı arasında kalan yol boşluğu olduğu saptanmıştır. Davacının yoldan yararlanamadığı iddiasını ileri sürerek yola haksız elatmanın önlenmesi iddiasıyla açtığı bir dava da bulunmamaktadır. Eldeki uyuşmazlığa komşuluk hukukuna ilişkin Türk Medeni Kanununun 737. vd. maddelerinin uygulanması da olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle Dairemizin yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin ilamın yerinde olduğu görüşündeyim. Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddi gerekir. Sayın çoğunluğun kabul-onama kararına katılmıyorum.