YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1174
KARAR NO : 2011/2310
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 13.10.2008 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murisleri Celal Fırat’ın ikinci eşi davalı …’a mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak intifa hakkı tesis ettirdiğini, aile konutu olması nedeniyle murisin ölümünden sonra davalının intifa hakkını tercih etme olanağının bulunduğunu, bu nedenle de intifa hakkının danışıklı olduğunu ileri sürerek terkin isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 255. maddesi uyarınca davalının intifa hakkını tercih etme hakkının bulunduğu, bu nedenle de intifa hakkının terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmişlerdir.
Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür.
Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise; hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir. (TMK.m.795)
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer(TMK.m.796).
Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceği kararlaştırılabilir. Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Her ne kadar intifa hakkının sona ermesi sebeplerini sayan Türk Medeni Kanununun 796. vd. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanununun 785. maddesinin kıyasen uygulanması gerekir. Doktrindeki hakim görüş de bu doğrultudadır. (Bkz.Prof.Dr.Şeref Ertaş. Eşya Hukuku Ankara 2004.s.463).
Ayrıca intifa hakkının, iradeyi sakatlayan geçersizlik sebepleri ya da danışıklı işlem iddiasıyla terkini de istenebilir.
Somut olayda davacılar, intifa hakkının danışıklı tesis edildiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak, dosya içeriğine göre bu iddia kanıtlanamamıştır. Ayrıca, yukarıda değinilen intifa hakkının terkinini gerektiren diğer koşullar da gerçekleşmemiştir. Mahkemece davanın kanıtlanamaması nedeniyle reddi gerekirken somut olayda uygulama olanağı bulunmayan Türk Medeni Kanununun 255. maddesinin 2. fıkrasında sözü edilen sağ kalan eşin tercih edebileceği intifa hakkının varlığından söz edilerek davanın reddi doğru görülmemiştir. Ancak, verilen karar sonuç olarak doğru olduğundan HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 24.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.